“Pluribus”, izleyiciye her an neyle karşılaşacağını bilemeyeceği bir dünya sunuyor: Kimi zaman dünyanın sonunu getiren hazcılar, kimi zaman Albuquerque belediye başkanının eğlenceli bir cameo‘su, kimi zaman da sıradan çakallar gibi görünen ama derin anlamlar taşıyan semboller. Ancak dizinin beşinci bölümü “Got Milk”, tüm bu bilim kurgu ve kaostan sıyrılıp, Vince Gilligan’ın dahi zihninin en çok konuşulan anlarından birine gönderme yapıyor: “Breaking Bad”in kült bölümü “Fly”.

Çakallar ve Pişmanlığın Uğultusu
“Pluribus”un kahramanı Carol Sturka (Rhea Seehorn), kovandan ayrılan zihin grubunun gidişinden sonra Albuquerque’de tek başına kalmanın yalnızlığı ve paranoyasıyla mücadele ediyor. Bir gece dışarıdan gelen sesle uyanır ve bunun sadece çöp kutularını karıştıran bir çakal sürüsü olduğunu görür. Bu çakallar, görünürde basit bir olay örgüsü işlevi görse de, Gilligan ve yazar ekibi, bu hayvanları alıp çok daha derin bir anlam katmanına taşıyor.
Bu durum, akla hemen “Breaking Bad”in” Walter White’ın (Bryan Cranston), laboratuvarına giren tek bir sinir bozucu sinekle boğuştuğu o unutulmaz bölümü getiriyor. O bölümde sinek, Walter’ın Jane’in ölümünden ve sonraki uçak kazasından kaynaklanan sonsuz suçluluk ve öfke rezervlerinin fiziksel bir tezahürüydü.
Kaybolan Kalp ve Toprağın Çağrısı
Tıpkı o sinek gibi, “Pluribus”taki çakallar da Carol için rastgele hayvanlar değil; onlar, onun tüm öfkesinin, yalnızlığının ve en önemlisi, Helen’in (Miriam Shor) ölümünden sonraki çözülmemiş yasının işaretleridir. Carol’ın iş ortağı ve sevgilisi Helen’in derme çatma mezarını hedef alan çakalların geri dönüşü, Carol’ı intikam meleği olarak dönüştürüyor ve onu arabasını çitlerden geçirerek evin arkasını darmadağın etmeye itiyor.
Bölümün, ana gizemi (kovanın ne yaptığı) çözmek yerine, Carol’ın Helen için düzgün bir mezar yapmak üzere taş blokları arka bahçeye taşıma çabasına bu kadar zaman ayırması tesadüf değil. Bu, Gilligan ve ekibinin, tüm gizemli hikaye kutularının, ancak karmaşık ve duygusal yüke sahip bir kahraman tarafından taşındığında anlam kazandığını bildiğini gösteriyor. Sonuçta, o lanet olası çakallar, bu mesajı Carol’ın ruhuna ve bize ulaştıran araçlar haline geliyor.












