
Meşher’in popüler sergisi “Hikâye İstanbul’da Geçiyor”, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan yaklaşık 300 kitabı merkezine alarak, Voltaire, Virginia Woolf ve Jules Verne gibi yazarların gözünden İstanbul’u keşfe çıkarıyor. Kasım ayı film programı ise, sergideki kitaplardan uyarlanan en düşündürücü yapımları sunarak, edebiyat ve sinema arasındaki köprüyü kuruyor.
Batı edebiyatında İstanbul’un oryantalist ve melankolik imajını yaratan Pierre Loti’nin 1906 tarihli romanı Les Désenchantées, bu ayın ilk gösteriminin ilham kaynağı. Didier Roten ve François Vivier’nin yönettiği yarı kurmaca yarı belgesel Le Mystère des Désenchantées (Hayal Kırıklığına Uğrayanların Gizemi), genç bir Fransız gazetecinin, Loti’nin İstanbul’a yaptığı seyahatlerdeki fotoğraflarını keşfetmesiyle başlıyor. Gazeteci, bu keşfin ardından Loti’nin romanında anlatılan, Cenan, Zeynep ve Melek adlı üç genç Osmanlı kadınının toplumdaki yerini ve hikayesini araştırmaya koyuluyor. Film, geçmiş ile bugünü, kurgu ile gerçeği iç içe geçirerek, Osmanlı kadınlarının arzularına ve toplumdaki konumlarına dair lirik bir arayış sunuyor.
Fransız yeni roman (Nouveau Roman) akımının en önemli kuramcılarından Alain Robbe-Grillet’nin yazıp yönettiği L’Immortelle (Ölümsüz Kadın), İstanbul’un sisli ve gizemli atmosferinde geçen bir kayboluş hikayesidir. 1963’te tamamen İstanbul’da çekilen bu film, kente gelen Fransız bir öğretmenin, gizemli ve isimsiz bir kadınla yaşadığı yoğun ama belirsiz ilişkiyi konu alıyor. Kadının aniden ortadan kaybolmasıyla başlayan iz sürme hikayesi, filmi bir hafıza labirentine dönüştürüyor. Robbe-Grillet’nin her sahnenin ayrıntılı olarak betimlendiği, sineroman (ciné-roman) adını verdiği senaryo tekniği, sinemada algıyı ve gerçekliği sorgulayan deneysel bir dil yaratıyor.
Meşher’deki bu film gösterimlerine katılım ücretsizdir, ancak kontenjan sınırlı olduğu için [email protected] adresine e-posta göndererek önceden kayıt yaptırmak gerekmektedir.






