“Göz ardı edilmesi veya çabucak unutulması gereken bir şeyi alır ve onu merak ettiğim, üzerinde durduğum bir şeye dönüştürürüm.” Bu sözler, Paris merkezli sanatçı Han Bing‘in sanatsal felsefesini mükemmel bir şekilde özetliyor. Thaddaeus Ropac London, sanatçının Birleşik Krallık’taki ilk sergisi olan “Atlas” ile bizleri, kentin parçalı dokusunu keşfedeceğimiz benzersiz bir dünyaya davet ediyor.
Şehrin Canlı Topoğrafyası
Han Bing, eserlerini doğrudan temsilden ziyade, şehir manzaralarında hareket ederken topladığı ve bilinçaltına yerleşen görsel izlenimlerden yola çıkarak geliştiriyor. Özellikle metroda veya sokakta gördüğü, zamanla katmanlanarak birer palimpseste dönüşen yırtık reklam ve poster kalıntılarına çekiliyor. Sanatçıya göre bu kalıntılar, “şehrin dokusuna sızarak” sürekli değişen bir topoğrafya oluşturuyor. Bu sergi de, onun bu dinamik keşfini sürdürüyor; formların canlı ve beklenmedik şekillerde çarpıştığı bir alan olarak şehri inceliyor.
Yıkım ve Yaratım Arasında Bir Pratik
Han Bing’in yaratım süreci, eserlerine kendine özgü dokusunu kazandırıyor. Sanatçı, zihninde kabaca oluşmuş kompozisyonel “iskeleti” doğrudan tuvale eskizliyor, ardından “doku” olarak adlandırdığı boya katmanlarını ekliyor. Bu katmanlar, aylar süren bir çalışma sonucunda elektrikli renk şeritleri ve pürüzlü düzlemlerle sürekli kazınıyor ve yeniden işleniyor. Eserin yüzeyinde tanıdık veya fark edilebilir unsurlara karşı, yırtıklara veya aksaklıklara benzeyen belirgin işaretlerle bir tür “bozulma” yaratıyor. Bu sayede, şehir hayatının kaotik ve sürekli değişen enerjisi, sanatın içinde somut bir forma dönüşüyor. “Atlas” sergisi, bizi göz ardı ettiğimiz detaylara bakmaya ve şehrin yüzeyinin altında yatan sayısız hikayeyi keşfetmeye davet ediyor.
Sergi Adı: Atlas
Sanatçı: Han Bing
Yer: Thaddaeus Ropac
Mekan: Londra