GRIMM’de Rosalind Nashashibi İmzalı “Gaza Apollo”

LemonSokak, Londra1 saat önce13 Tıklanmalar

Londra’nın St James’s semtinde, Duke Street’in o ağırbaşlı galeri sessizliğinde yürürken GRIMM’in kapısından içeri girdiğinizde, sizi tarihin en tuhaf, en dokunaklı ve gerçeküstü anlarından biri karşılıyor. Rosalind Nashashibi, 2020’deki National Gallery sunumundan bu yana Londra’daki bu ilk kişisel sergisinde, Akdeniz’in dibinden çıkarılıp politik bir muammanın içinde kaybolan kadim bir imgenin izini sürüyor. 13 Ekim’de açılan ve 21 Kasım 2026’ya kadar izlenebilecek olan Gaza Apollo, sanatçının hem sinematik hafızasını hem de tuval üzerindeki keskin sezgisini bir araya getiren sarsıcı bir seçki.

Serginin merkezinde duran anlatı, 2013 yılına, Gazze sahiline uzanıyor. Balıkçı Coudat Ghrab, denizin dibindeki kumların arasından dışarı fırlamış, yanık bir insan koluna benzeyen bir şey fark eder. Sudan çıkardığında bunun insan boyutlarında bronz bir antik Yunan heykeli, tanrı Apollon olduğu anlaşılır. Altın umuduyla bir parmağı kırılıp teste yollanan, ardından bir süre eBay’de satışa çıkarılan heykele çok geçmeden Gazze’deki yerel yönetim tarafından el konur. O günden sonra Apollon’un akıbeti dış dünya için koca bir karanlığa gömülür.

Fakat o dönemden geriye internete sızan tek bir görsel hafıza kalır: İzbe bir odada, üzerinde mavi Şirinler deseni basılı bir sünger yatağın üstüne uzatılmış görkemli bir bronz tanrı. Etrafında dikilen veya çömelmiş birkaç adam; kimi merakla, kimi ise görünmeyen bir gücü bedenine aktarmak istercesine huşu içinde ellerini bu pagan ilahının omuzlarına, başına koyuyor.

Nashashibi’nin sergideki beş büyük tuvali, doğrudan bu sahneye ve Gazze’deki o adamların bir antik heykelle kurduğu tuhaf, neredeyse şefkatli ilişkiye odaklanıyor. Galeride tuvallerin karşısına geçtiğinizde, sanatçının bu olayı sıradan bir arkeolojik talihsizlik olarak görmediğini hemen fark ediyorsunuz. Nashashibi’ye göre denizden gelen bu Apollon, yeryüzündeki hiçbir siyasi gücün, diplomasinin ya da hukukun müdahale edemediği bir coğrafyaya bizzat Akdeniz’in derinliklerinden uzatılmış ilahi bir teselli, neredeyse sürreal bir hediye.

Tuvallerde özellikle dikkat çeken bir motif var: Uzanan, kavrayan, geri çekilen parmaklar ve eller. Kimi zaman bir başkasına tutunmaya çalışan, kimi zaman da gerçekliğini yitirip silinmeye yüz tutmuş bir imgeye son kez dokunmak isteyen uzuvlar bunlar. Nashashibi, bu figürleri modern resim tarihinin klasik duraklarıyla yan yana getiriyor. Bir natürmort masası, uzanmış bir kadın, bir kuzu, bir at ya da su nilüferleri… Geçmişin resim diliyle bugünün kanayan coğrafyası arasında kurulan bu görsel köprü, izleyiciyi salt estetik bir nostaljiye hapsetmiyor; tam aksine, bugünün şiddetini, baskısını ve unutulmaya terk edilmişliğini doğrudan yüzümüze çarpıyor.

Karanlık bir odada Şirinler çarşafının üzerine yatırılmış bronz bir tanrı ile o tanrının kırık parmağında asılı kalan bir halkın gerçekliği, Nashashibi’nin fırçasında ne bir propaganda malzemesine dönüşüyor ne de ucuz bir melankoliye. GRIMM’in salonunda asılı duran bu beş tablo, yeryüzünün unuttuğu bir coğrafyada denizin dalgalarıyla gelen ilahi bir temasın ve hemen ardından yeniden yutulduğu o derin sessizliğin görsel günlüğü gibi. 21 Kasım’a kadar yolunuz Duke Street’e düşerse, Akdeniz’in o kayıp tanrısına ve ona uzanan ellere yakından bakın.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3