
Berlin merkezli galeri alexander levy, 11 Eylül – 17 Ekim 2026 tarihleri arasında Sinta Werner’in “Modul im Modell” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yaptı. Fotoğraf ile heykeli mimari kurgular üzerinden buluşturan sergiyi adımlarken, Werner’in mekânı malzeme, ışık ve izleyicinin bedensel hareketiyle her an nasıl yeniden inşa ettiğine yakından tanıklık ettik.
Sanatçı, pratiğinde 20. yüzyıl ortasındaki modernizmin rasyonellik ve kırılmaz bir düzen vaat eden grid sistemlerini odağına alıyordu. Ancak mekânda ilerledikçe bu katı strüktürleri doğrudan kabullenmek yerine onları nasıl bilinçli olarak saptırdığını, ekseninden kaydırdığını ve yeni optik bağlamlara taşıdığını gördük. Sergide cam malzeme kritik bir rol üstlenmişti: Antika camlar, UV baskılar ve pirinç menteşelerle şekillenen Proportionierte Leere – Achsen des Lichts (2026) gibi yapıtların karşısında durduğumuzda camın hem bir taşıyıcı hem de bakışımızı büken optik bir filtreye dönüştüğünü deneyimledik. Yansımalar ve üst üste binen şeffaf katmanlar, mutlak kabul edilen tek açılı perspektifleri karşımızda bütünüyle eritti.
Werner’in kurgusunda mekânın durağan bir fon olmadığını; aksine adımlarımızla ve bakış açımızın yer değiştirmesiyle görünür kılınan canlı bir sürece dönüştüğünü fark ettik. Lazer kesim arşivsel pigment baskıları katmanlaştırdığı Gerüst und Gewand III (2026) çalışmasını etrafında dolaşarak incelerken geometrik netliğin çözülüşüne şahit olduk; katı yapılar yerini bakışımızın ritmine göre şekillenen sinematik bir ışık ve boşluk deneyimine bıraktı.






