Palet Yerine Kavramlar: Sakıp Sabancı Müzesi’nde Bir Yoko Ono Retrospektifi

TowerİstanbulSokak3 hafta önce289 Tıklanmalar

Sanat, galerideki beyaz bir duvara asılan ve uzaktan hayranlıkla izlenen bitmiş bir nesne midir; yoksa sanatçının fısıldadığı bir talimatla bizzat sizin zihninizde, ellerinizde ve eylemlerinizde tamamlanmayı bekleyen akışkan bir deneyim mi? Çağdaş sanatın, Fluxus’un, performansın ve feminist avangardın seyrini yetmiş yılı aşkın süredir derinden etkileyen Yoko Ono, Türkiye’deki en kapsamlı retrospektifiyle İstanbul’a çıkarma yapıyor. Akbank’ın desteği ve İspanya’daki çağdaş sanat müzesi MUSAC iş birliğiyle hayata geçirilen İçses ve İçyapı sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) Boğaz’a nazır tüm alanlarını yaşayan bir kavramsal laboratuvara dönüştürüyor.

Gezici bir sergi olmanın ötesinde, kurumlar arası köklü bir diyalogun meyvesi olan İçses ve İçyapı, adını Ono’nun ilk kez 20 Temmuz 1964’te Kyoto’da ortaya attığı kavramsal çerçeveden alıyor. Sergi, sanatçının 70 yılı aşan kariyerinden 67 yapıtı kronolojik bir sıra gütmeden, birbirleriyle konuşan tematik katmanlar halinde sunuyor.

Dili Bir Mecra Olarak Kullanmak: Greyfurt’un İzinde

Serginin kalbi ve temel referans noktası, Yoko Ono’nun 1953-1964 yılları arasında yazdığı zihinsel partisyonları ve talimat parçalarını içeren dönüm noktası niteliğindeki kült kitabı Greyfurt’tur (1964). Ono, boyalar ve fırçalar yerine dili bir mecra, kavramları ise birer palet olarak kullanır. İzleyiciden yapıtı kendi zihninde hayal etmesini, icra etmesini ya da fiziksel olarak tamamlamasını talep eder.

Bu erken dönem kavramsal başkaldırının en önemli örnekleri galeri zemininde bizi karşılıyor:

  • Beyaz Satranç Takımı (1966): Tüm taşların ve karelerin tamamen beyaza boyandığı bu oyun alanı, satrancın o militarist, kazanma ve kaybetme odaklı yapısını çökerterek rakipleri mutlak bir barış ve ortaklık zemininde birleştiriyor.

  • Onarma Parçası (1966): Ziyaretçilerin kırık fincan ve tabakları kendi yaratıcı yöntemleriyle onardığı, travmaların ve kırgınlıkların kolektif olarak sarılmasını simgeleyen katılımcı bir eylem.

Seçkide ayrıca Daire Çizme Resmi (1964), Çuval Parçası (1964) ve Gökyüzü Merdivenleri (1968) gibi izleyici ile yapıt arasındaki steril mesafeyi yok eden erken dönem avangard başyapıtlar yer alıyor.

Boğaz’a Nazır Bir Fluxus Bahçesi

Yoko Ono’nun sanatı müze binasının katı duvarlarına sığmayı reddederek Emirgan’ın yeşilliklerine ve açık havaya taşıyor. Yaz ve sonbahar ayları boyunca serginin ana arterlerinden biri olacak olan SSM Bahçesi, izleyiciyi eyleme davet eden anıtsal enstalasyonlara ev sahipliği yapıyor:

  • Dilek Ağacı (1996): Ziyaretçilerin kişisel umutlarını, barış dileklerini yazıp dallarına astığı ve sergi süresince kolektif bir hafıza deposuna dönüşen yaşayan bir organizma.

  • Şaşırt (1971): Hareket, algı ve keşif duygusuyla deneyimlenen, şeffaf malzemeden üretilmiş tekinsiz bir labirat.

Bahçede ayrıca Harita Düşleme Parçası (2003), Görünmez Bayraklar (2015) ve Görünmez İnsanlar (2009/2017) gibi büyük ölçekli enstalasyonlar; Barışı Hayal Et, ve Evet gibi talimat odaklı billboard yapıtlarıyla yan yana duruyor. Müze girişinde ise bizi Türkçe ve İngilizce olarak selamlayan EYLEM ZAMANI (2012) pankartları karşılıyor.

“Yoko Ono müthiş bir sanatçı. Palet yerine kavramlar kullanıyor. Şarkıdan filme, sözcüklerden enstalasyonlara geçiyor; şiir ise hep orada. Çağları aşan bir sanatçı o.” — Jon Hendricks

Kadınlara Çağrı: “Yükseliş” Projesine Katılın

Serginin şüphesiz en politik, sarsıcı ve güncel omurgasını Ono’nun 2013 tarihli Yükseliş (Arising) adlı yapıtı oluşturuyor. Bu enstalasyon, tüm dünyada kadınlara yönelik süregelen sistemik şiddete karşı kolektif bir tanıklık alanı.

Yoko Ono, bu sergi vesilesiyle Türkiye’deki ve dünyadaki tüm kadınlara doğrudan bir davette bulunuyor: Şiddet deneyimi yaşamış her yaştan kadın, bu deneyimlerini anlatan yazılı bir metni ve yalnızca gözlerini gösteren bir fotoğrafı posta yoluyla müze adresine ya da dijital olarak yokoono.ssm@sabanciuniv.edu adresine göndererek projeye dahil olabiliyor. Toplanan bu gizli tanıklıklar ve bakışlar, sergi boyunca enstalasyonun yaşayan, büyüyen bir parçası haline gelecek.

Performans Belgeleri ve Atlı Köşk’teki Kaligrafi

Sergi, Ono’nun sinema ve performans tarihindeki öncü rolünü de unutmuyor. Sanatçının ilk kez 1964’te gerçekleştirdiği ve izleyicilerin makasla üstündeki giysileri kesmesine izin verdiği o meşhur Cut Piece; 1965 New York ve 2003 Paris performanslarının dokümantasyon videolarıyla sergide yer alıyor. Ayrıca Film No. 5: Gülümse (1968) ve “TECAVÜZ” (1968) gibi deneysel sinema işleri de izlenebiliyor.

Sürpriz bir durak olarak, Atlı Köşk’ün içindeki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu galerisinde ise sanatçının geleneksel hat estetiğiyle flört eden Dört Rüzgâr (1991/1992) başlıklı büyüleyici kaligrafi serisi sergileniyor.

no-26 İzleme Notu

Yoko Ono: İçses ve İçyapı, popüler kültürün ve magazin tarihinin arkasına gizlenmiş dahi bir kadının; Fluxus, kavramsal sanat ve feminizm tarihindeki o kurucu, sarsıcı otoritesini iade eden muazzam bir iade-i itibar sergisi. Ziyaretçiyi pasif birer göz olmaktan çıkarıp, serginin bizzat üreticisi ve tamamlayıcısı kılan bu yaşayan deneyim, Aralık sonuna kadar İstanbul’un en zorunlu sanat rotası. Bu yaz Emirgan’a uzanın, satranç tahtasının başına geçin, kırık bir tabağı onarın ve en önemlisi; kendi eyleme gücünüzü keşfetmek için Yoko Ono’nun davetine kulak verin.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3