
Kesinlikler kırılganlaştığında elimizde ne kalır, dış yapılar çöktüğünde içimizde neyi dik tutabiliriz? Galerie Kuchling’in kapısından içeri girdiğimde, serginin sorduğu bu can alıcı soru zihnimde yankılanıyor. Im Licht der letzten Haltung — Erinnerung trägt den Frieden sergisi, tam da bu içsel direncin ve hafızanın peşine düşüyor. İçeride üç farklı kuşaktan, üç farklı tarihin içinden gelen sanatçının işleri yan yana duruyor. 1942, 1963 ve 1992 doğumlu; yani Marguerite Blume-Cárdenas, Christopher Balzer ve Wiebke Conrad, aynı şehirde ama tamamen farklı dönemlerin içinden geçerek buraya gelmişler. Kuşaklar arası bu büyük zaman farkı, salondaki adımlara sessiz bir olgunluk ve katmanlı bir anlatı olarak yansıyor.
Marguerite Blume-Cárdenas’ın kumtaşından oyduğu Soldat und Tod heykeliyle karşılaştığınızda, bedenin hafızayı taşıma biçimindeki o katı ama hüzünlü somutluğu hissediyorsunuz. 1969’dan beri Berlin’de yaşayan, Ernst-Zinna Ödülü ve Brandenburgisches Kunstpreis sahibi sanatçının bu 50×30 cm’lik eseri, taşın sertliğine kazınmış bir geçmiş gibi duruyor. Hemen yan tarafta ise Christopher Balzer’in kâğıt üzerine kurşun kalem, guaş, mürekkep und tebeşirle hayat verdiği Der tanzende Tod çalışması sizi karşılıyor. Antwerp ve Düsseldorf’ta eğitim alan, 1990’dan beri serbest çalışan Balzer’in çizgilerindeki ölümle dans eden figürler, şaşırtıcı bir biçimde ağırlıksız, sanki yer çekimine meydan okur gibi havada asılı kalmışlar.
En genç kuşaktan Wiebke Conrad’ın Schleierkraut isimli işine yaklaştığınızda ise kâğıdın dokusuyla çizimin zarafeti birleşiyor. El yapımı bütten kâğıdı üzerine grafit kalemle işlenmiş o incecik, neredeyse yok olacakmış gibi duran çiçekler, ilk bakışta aşırı kırılgan gelse de aslında içinde büyük bir dayanıklılık saklıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 80. yıldönümünde açılan bu sergi, barışın geçmişte kalmış uzak bir nostaljiden ibaret olmadığını, aksine nesiller boyu aktarılan bu ortak hafıza sayesinde hâlâ mümkün olabileceğini hatırlatıyor. Nesillerin bu ortak soru etrafında birbirini tuttuğu, hafızanın barışı taşıdığı bu derin deneyimi hissetmek için 26 Haziran 2026 tarihine kadar Galerie Kuchling’in kapısını aralayabilirsiniz.






