
Çağdaş sanatın o elitist, sadece seçilmiş bir azınlığa hitap eden anlaşılmaz bir bilmece olmaktan sıyrılıp sokağın, gazete manşetlerinin, sosyal medyanın ve hatta mutfağın dilini konuşmaya başladığı o sihirli anlar vardır. Eğer bugünlerde yolunuz Venedik’e düştüyse, resmi kurumların steril koridorlarından ve entelektüel fısıltılarından uzaklaşıp kendinizi calli (dar sokaklar) arasında kaybettiğinizde, Palazzetto Pisani’nin tarihi duvarlarında patlayan muazzam bir görsel kısa devreye şahit olabilirsiniz. Şehir, küratör Giorgio Chinea Canale’nin vizyonu ve koleksiyoner/mecenat Francesco Noto’nun (FGN Consulting) desteğiyle hayat bulan gezici sanat üçlemesi “Pop Bites”ın o en görkemli son perdesine ev sahipliği yapıyor. Sahnenin başrolünde ise İtalyan çağdaş pop resminin en keskin, en muzip ve en sarsıcı dehalarından biri var: Giuseppe Veneziano.
Monokrom sıkıcı tuvalleri ve sayfalar dolusu açıklama kılavuzlarına ihtiyaç duyan soyut kavramları bir kenara bırakın. Veneziano, Palazzetto Pisani’de kelimenin tam anlamıyla masaya servis ettiği, tamamen yemek temasına adanmış 10 famelik eseriyle ezberleri bozuyor. Sergide, aralarında o şahane Lost in the Supermarket tablosunun da bulunduğu 8 güçlü tuval ve görür görmez birer popüler kültür kültüne dönüşen iki ikonik heykel yer alıyor: Pandoro Gate -magazin ve kriz gündemine şahane bir gönderme- ve Blue Banana. Sicilya doğumlu, Milano sakinlerinden olan sanatçının ellerinde yemek, sadece biyolojik bir doyum aracı olmaktan çıkıp küresel tüketim toplumunun evrensel bir koduna dönüşüyor; çizgi roman kahramanlarının, ünlülerin ve dinsel ikonların hiçbir hiyerarşi olmadan yan yana dizildiği devasa, rengarenk bir süpermarket aynası halini alıyor.
Ancak bu Venedik durağının asıl kavramsal dehası, sanat tarihini ve güncel olayları birbirine bağlayan o muazzam zamanlama yeteneğinde saklı. Sergi, açılışında Sedia con corpo adagiato adlı provokatif bir performansla taçlandı. Bu performans, İtalyan sinemasının efsane ismi Alberto Sordi’nin Le vacanze intelligenti filmindeki o meşhur Venedik Bienali sahnesine açık bir saygı duruşuydu. Filmde, bienal kalabalığından yorulan sıradan bir kadının boş bir sandalyeye oturmasıyla sanat eleştirmenleri tarafından avangart bir şaheser sanılmasını hatırlar mısınız? İşte tam da bugünlerde Venedik Bienali jürisinin ani istifası ve Altın Aslan ödüllerinin halk oyuna bırakılması tartışmaları sosyal medyada bu film karesiyle yeniden patlamışken, Veneziano’nun ne kadar haklı bir pop kahini olduğunu anlıyoruz. Sanatçı, tam da bu kördüğümü çözmek istiyor ve klişelere şöyle meydan okuyor: “
Sanat, sadece dar bir elit kitlenin anlayacağı o soyut dilden sıyrılmalı. Bir eserin akıllıca olması için mutlaka anlaşılmaz olması gerekmez. Çağdaş sanat, sıradan insan için de bir bilgi aracı olabilir.”
Sergi sadece zihni açmakla kalmıyor, açılış gecesinde ikram edilen ve sanatçının estetik felsefesinin lezzetli bir uzantısı olan Risotto alla Veneziano gibi, hayatın o neşeli ve paylaşımcı yanını da kutsuyor. Milano ve Bologna’nın ardından Venedik’te son bulan bu turne, aslında büyük bir geleceğin de ilk adımı. Mecenat Francesco Noto, bu turnenin kapanışıyla birlikte Milano merkezli FGN Vakfı’nın kurulduğunu ve sonbaharda sanat dünyasına resmi olarak kapılarını açacağını müjdeledi. Vakıf, genç sanatçıları desteklemek ve sanatı steril odalardan çıkarıp halkla buluşturmak için yepyeni bir köprü olacak.
1971 doğumlu olan, mimarlık eğitiminin ardından 30 yaşında Milano’ya taşınarak hayatını tamamen resme adayan Veneziano; politikayı, dini ve cinselliği popüler kültürün o renkli maskesiyle ele alan İtalyan New Pop ve Italian Newbrow akımlarının en parlak öncülerinden biri. Küratör Chinea Canale’nin de dediği gibi:
“Dünya bu kadar altüst olmuşken, bizi kurtaracak tek şey zeka ve ironi ikilisidir.”
Palazzetto Pisani’deki bu renkli başkaldırı için saatler daralıyor, bugün kapıları kapanmadan önce bu lezzetli ironiye mutlaka tanıklık edin!






