Sebastian Maas’ın “Seduce Me” Sergisi KORNFELD Galerie’de

TowerBerlinSokak4 saat önce31 Tıklanmalar

Gözlerinizin size yalan söylediğini anlamak için bazen bir nörobilimcinin fırçasına ihtiyaç duyarsınız. Berlin’in sanat labirentinde, KORNFELD Galerie’nin duvarlarında yankılanan Sebastian Maas’ın “Seduce Me” sergisi, tam olarak bu zihinsel oyunu başlatıyor. Maas, biyoloji ve nörobilim eğitiminin ardından Münih Güzel Sanatlar Akademisi’ne yönelerek, insan beyninin nasıl gördüğünü değil, imgeleri nasıl tanıdığını tuvale döküyor. 20 Haziran 2026’ya kadar sürecek olan bu seçki, bir resim sergisinden ziyade, eski ustaların estetik kodlarıyla modern insanın görsel refleksleri arasındaki o tekinsiz sürtünme alanına yapılmış bir beyin cerrahisi operasyonu gibi.

Sanatçının tuval üzerine attığı o hızlı ama milimetrik hesaplanmış hamleler, Rubens’in bereketli figürlerinden Goya’nın karanlık dramlarına kadar Avrupa resim tarihinin hayaletlerini çağırıyor. Ancak Maas, bu tarihsel mirasla doğrudan bir alıntı üzerinden değil, parçalanmış yankılar üzerinden konuşuyor. Örneğin Gojo (2026) adlı eserine baktığınızda, bir Barok şehit sahnesinin o ağdalı kutsallığıyla karşılaştığınızı sanıyorsunuz; fakat dikkatli bakınca figürün decontextualized yani bağlamından koparılmış hali, sanki bir müze koridorunda çekilmiş şehitlik selfiesi gibi duruyor. Sanatçı, geçmişin ağır ve kutsal yükünü, günümüzün uçucu ve fragmanlara bölünmüş görsel tüketimiyle tokuşturarak izleyiciyi bir tür anımsama krizine sürüklüyor.

Maas’ın nöroestetik yaklaşımı, beynimizin alt eşiğindeki görsel tetikleyicileri ustalıkla kullanıyor. Fountain of Youth tablosunda, Watteau’nun Rokoko dokunuşlarını anımsatan porselen pürüzsüzlüğündeki figürler, günümüzün ölümsüzlük ve kusursuz güzellik takıntısına, yani modern bio-hacking dünyasına muzip bir gönderme yapıyor. Sanatçı, suluboya gibi şeffaf geçişlerle yağlı boyanın o ağır, macunsu müdahalelerini aynı kompozisyonda çarpıştırarak geçmiş ve şimdiki zamanın üst üste bindiği karmaşık bir optik yapı kuruyor. Bu, sadece gözü değil, hafıza merkezlerini de baştan çıkaran bir illüzyon.

Best Buddies veya Meerjungmann gibi işlerde ise Maas, habitüel görme biçimlerimizi kasten bozuyor. Akademik hayvan betimlemeleri, naif ve pop-kültürden fırlamış karikatürize figürlerle aynı kareye hapsolduğunda ortaya çıkan o üretken rahatsızlık, serginin asıl gücünü oluşturuyor. Sanatçı, klasik estetiğin içine sızdırdığı zehirli pembe bulutlar veya beton duvarlarla, pastoral doğanın masumiyetini elinden alıyor. Sonuçta karşımıza çıkan şey, bitmiş bir beyan değil; izleyicinin kendi neural desenleriyle tamamlaması gereken, ucu açık bir deneyim alanı.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3