
Londra’nın Shoreditch bölgesindeki Rivington Place, hafızanın ve aile bağlarının sessiz boşluklarını keşfeden çok özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Fransız-Vietnamlı sanatçı Nhu Xuan Hua’nın ilk kişisel sergisi olan “Of Walking on Fire”, 16 Nisan’da kapılarını açtı ve 19 Eylül 2026 tarihine kadar galerinin her iki katında da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Sanatçı, moda fotoğrafçılığı ile çağdaş sanatın kesişim noktasında durarak, hikâyelerin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını ya da nasıl saklı tutulduğunu sorguluyor.
Nhu Xuan Hua, ailesinin Vietnam’da geçirdiği yıllara ve Avrupa’ya göç ettikleri ilk dönemlere ait arşiv fotoğraflarını rüya gibi, dijital olarak değiştirilmiş kompozisyonlara dönüştürüyor. Bu eserler, bellek ile deformasyon arasında gidip gelen karmaşık bir görsel dil inşa ederek, diasporada yaşayanların anılarının nasıl parçalandığını, bulanıklaştığını ve bazen tamamen gözden kaybolduğunu yansıtıyor. Sanatçının yeni sipariş edilen çalışmaları, izleyiciyi hem tanıdık gelen hem de bir o kadar uzak ve tekinsiz duran bir geçmişe bakmaya davet ediyor.
Sanatçının pratiğinin temelinde, Paris’te göçmen bir ailenin çocuğu olarak büyümenin getirdiği kültürel mesafe ve iletişim boşlukları yatıyor. Ailesinin Vietnam Savaşı’ndan kaçarak Avrupa’ya sığınmasının ardından Hua, kendi mirasıyla ilgili sorularının genellikle cevapsız kaldığı bir evde büyümüş. Bu sessizlik, babasının işitme engelli olması ve evde tüm aile üyelerinin konuştuğu ortak bir dilin bulunmamasıyla daha da derinleşmiş. Babasının kendi kendine öğrendiği Fransız İşaret Dili ve kısıtlı Vietnamca ile iletişim kurmaya çalışması, Hua’nın dünyasında kelimelerin eksikliğini görsel bir arayışa dönüştürmüş.
Sergideki fotoğraflarda bedenlerin hatlarının silikleşmesi, figürlerin birbirinin içinde erimesi ve çözünmesi, aslında bu kuşaklar arası sessizliğin ve göçle gelen kültürel kopuşun görsel bir yankısı niteliğinde. Hua’nın “günlükler” veya “arşivler” olarak nitelediği bu çalışmalar, belleğin sadece hatırlamak değil, aynı zamanda unutmak ve yeniden kurgulamak üzerine kurulu bir süreç olduğunu hatırlatıyor. Galerinin atmosferi, bu kişisel ve politik tarihin ağırlığını, dijital dünyanın sunduğu pürüzsüz ama bir o kadar da tekinsiz estetikle harmanlıyor.
Autograph, sergi süresince bu sessizliği ve belleği derinleştirmek adına çeşitli etkinlikler düzenliyor. 23 Mayıs’ta topluluk tarihini koruma üzerine bir atölye ile başlayan süreç, Haziran ve Temmuz aylarında miras, kelimeler, ses ve hafıza üzerine odaklanan workshoplarla devam edecek. Serginin kapanışına yakın, 16 Eylül’de gerçekleşecek olan canlı şiir etkinliği “The Musicality of Language” ise kelimelerin eksikliğinden doğan bu sanatsal yolculuğu selamlayacak.






