
dijitalin pürüzsüz hızından biraz yorulmuş, kumlu ve yüksek kontrastlı bir geçmişin özlemini çekiyoruz. Berlin’in gri gökyüzü altında, bugünlerde 90’ların o ter, bira ve banyo kimyasalları kokan müzik sahnelerine çok özel bir pencere açılıyor. Martyn Goodacre, 90’lı yıllar boyunca İngiliz müzik dünyasının kutsal kitabı sayılan NME (New Musical Express) için deklanşöre basarken, aslında bir devrin son analog anılarını biriktirdiğinin farkında değildi. Şimdi Berlin’den, sınırlı sayıdaki yeni kitabı “Working for the Enemy Vol: 1” ile o on yılı selamlıyor.
NME, 60’larda haftalık 200 bin kopya satarken sadece bir dergi değil, yatak odası duvarlarını süsleyen posterlerin ve kariyer belirleyen manşetlerin kaynağıydı. Goodacre, 1990’da bu devasa yapının kapısından içeri girdiğinde, Anton Corbijn veya Pennie Smith gibi kapak yıldızı fotoğrafçılardan biri değildi. Kendi deyimiyle, o derginin iç sayfalarındaki et ve sebze işlerini, yani o sahici, ham ve kirli sahneleri çeken isimdi.
Üniversite yıllarında Henry Rollins konserini yazmak isterken, editörünün “Sen fotoğraf çekiyorsun, neden çekmedin?” sorusuyla başlayan bu serüven; Björk’ten The Prodigy’ye, Moby’den Kurt Cobain’e kadar bir jenerasyonun görsel belleğini inşa etti.
Goodacre’ın hikâyesini bugünün yükle tuşuna basan dünyasından ayıran en keskin çizgi, emeğin fiziksel ağırlığı. Bir Glastonbury Festivali düşünün: Çamur içindesiniz, yorgunsunuz ve elinizde banyo edilmeyi bekleyen 15 rulo film var. Her bir rulo için harcanan saatler, kuruyan negatiflerdeki kireç lekeleriyle savaş ve doğru kontrastı yakalamak için banyo başında geçen sabahlar…
Üstelik tüm bu zahmetin karşılığında fotoğraf başına alınan komik ücretler. Ancak Goodacre’ın bugün Berlin’de bir arşiv devine dönüşmesini sağlayan şey, o gün parayı değil telif haklarını tercih etmiş olması. Bugün Getty Images arşivlerinde en çok satan Kurt Cobain veya Liam Gallagher fotoğraflarının altında onun imzasının olması, analog sadakatinin gecikmiş ama görkemli bir ödülü gibi.
Sanatçının sadece 500 adet basılan yeni kitabı, 90’ların o shoegaze hüznünden Britpop’un parlak ve gürültülü yükselişine geçişini belgeliyor. Kitapta sadece sahne ışıkları yok; kulis kanepelerinde sızmış müzisyenler, apartman balkonlarında sigara saran ikonlar ve henüz ikon olduğunun farkında olmayan genç yüzler var.
Goodacre, 90’ları sosyal medya öncesi son analog on yıl olarak tanımlarken, aslında kontrolün henüz fotoğrafçıda olduğu bir çağı anlatıyor. Bugün, her adımın sözleşmelerle ve halkla ilişkiler ekipleriyle denetlendiği bir ortamda, onun sunduğu bu müdahalesiz gerçeklik altın değerinde.
Ziyaret ve Okuma Notları:
Sanatçı: Martyn Goodacre
Kitap: Working for the Enemy Vol: 1 (Goodwill Records & Rough Trade Berlin).
Format: Sadece siyah-beyaz, tamamen analog arşiv.






