Gülbin Ünlü ve Almost Ünlü Sergisi Galerie Barbara Thumm’da

TowerBerlinSokak23 saat önce37 Tıklanmalar

Berlin’in o her daim tekinsiz ve çok katmanlı sanat sahnesine adım atarken, bir serginin isminin sizinle böylesine ince bir alaycılıkla konuşması nadir rastlanan bir durumdur. Münih’te yaşayan ve şu sıralar Floransa’daki Villa Romana’da misafir sanatçı olan Gülbin Ünlü, Galerie Barbara Thumm’daki ilk kişisel sergisine oldukça zekice bir başlık seçmiş: Almost Ünlü. Kendi soyadının sözlük anlamıyla kurduğu bu ironik oyun, aslında izleyiciyle arasındaki o ilk soğukluğu kıran kavramsal bir buz kırıcı işlevi görüyor. Ancak galeriye adım attığınızda, içerideki ciddiyetin ve malzemenin yarattığı o ağırbaşlı auranın, ismindeki bu hafifmeşrep kelime oyununu anında ezip geçtiğini fark ediyorsunuz.

Ünlü’nün pratiğini tek bir medyuma sıkıştırmak neredeyse imkânsız. Karşımızda resim, çizim, fotoğraf ve sesin acımasızca birbirine karıştığı, melez ve meşakkatli bir mash-up felsefesi duruyor. Bu felsefenin mekândaki en anıtsal ve nefes kesici yansıması ise şüphesiz Karanlık Işık isimli yerleştirme. Yaklaşık altı metre yüksekliğinde, tavandan aşağı süzülen bu devasa ve şeffaf kumaş kulesi, izleyiciyi etrafında 360 derecelik bir tavafa zorluyor. Bayrak kumaşı üzerine süblimasyon baskı tekniğiyle üretilmiş bu akışkan beden, aslında sanatçının daha önceki sergilerindeki işlerin parçalanıp yeniden mikslendiği bir tür görsel geri dönüşüm örneği. O şeffaf katmanların arasında gezinirken, bir nesneye bakmaktan çok, mekânsal bir deneyimin bizzat o gayrimaddi parçası hâline geldiğinizi hissediyorsunuz.

Fakat beni bu sergide asıl kendi içine çeken, hatta zihinsel olarak köşeye sıkıştıran şey, Ünlü’nün yapay zekâ ile kurduğu o son derece organik ve rahatsız edici diyalog oldu. O, teknolojiyi ucuz bir dijital yenilik olarak değil; geçmişi, hafızayı ve göçmenliği deşmek için adeta bir dijital medyum olarak kullanıyor. Büyükannesinin köyüne dair yapay zekâya ürettirdiği 1930’lar stilindeki o spekülatif belgesel karelerine bakıyorsunuz. Her şey o kadar tanıdık, o kadar köklü ve nostaljik ki… Ta ki o tuhaf, gerçeküstü bilimkurgu unsuru kareye sızana kadar: Köye inen bir uzaylı! İngilizcedeki “alien” kelimesinin hem uzaylı hem de yabancı/göçmen anlamına gelmesi üzerinden kurulan bu muazzam metafor, hafızanın güvenilirliğini bir anda tuzla buz ediyor.

Ünlü, bu kusurlu imgelerle tıpkı Brecht tiyatrosunda olduğu gibi kasti bir yabancılaştırma efekti yaratıyor; izleyicinin sahte bir nostalji denizinde uyuşmasına izin vermeden onu omuzlarından sarsıp uyandırıyor: Gördüğün şey masum bir hatıra mı, kuşaklar boyu süren bir travma mı, yoksa sadece algoritmik bir halüsinasyon mu? Zaten Transit serisindeki mürekkep, yağlı boya ve hatta simin birbirine karıştığı o melez dokularda da özel olanla politik olanın bu denli kan revan içinde birbirine geçişini okumak mümkün.

Füruzan’dan David Bowie’ye kadar pek çok yabancı ve efsanevi figürün rüzgârını sokaklarında taşıyan, Soğuk Savaş’ın hayaletleriyle dolu Berlin gibi bir şehirde, kimlik ve aidiyet üzerine sorulabilecek en doğru soruları soruyor Gülbin Ünlü. Köklerin, gerçekliğin ve o bitmek bilmez yabancı olma hissinin bu denli zekice yapıbozuma uğratıldığı bu sergiyi deneyimlemek için önünüzde haziran ayının sonuna kadar vakit var.

Gülbin Ünlü’nün “Almost Ünlü” başlıklı sergisi, 27 Haziran 2026 tarihine kadar Galerie Barbara Thumm, Berlin’de ziyarete açık.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3