
Flirter avec l’abstrait… Türkçesiyle “soyutla flört etmek”. Pilar Corrias’ın Conduit Street’teki galerisine adım attığınızda, bu başlığın sadece havalı bir isimlendirme değil, serginin tam kalbini oluşturan bir tutum olduğunu anlıyorsunuz. Ralaivao, fırçasıyla tuvalde öyle bir yere kadar gidiyor ki; figüratif olanın yavaşça eriyip soyuta dönüştüğü o incecik kırılma noktasında duruyor. Sınırı geçmiyor ama geriye de dönmüyor. Sadece o tekinsiz, kışkırtıcı eşikte asılı kalıyor.
Sanatçının İngiltere’deki bu ilk kişisel sergisi, bedeni ve formu algılayış biçimimizle fena halde oynuyor. Bazen bel hizasından acımasızca kırpılmış görüntüler, bazen sadece bir kumaş kıvrımı… Bütünün bağlamından koparılıp izole edildiklerinde, bu detayların nasıl bir anda geometrik bir soyutlamaya dönüştüğünü görmek büyüleyici. Artık karşımızda bir hikâye yok; kompozisyon, doku ve renk, anlatıyı tamamen ezip geçerek sahnenin başrolüne yerleşiyor.
Açıkçası beni bu sergide en çok çarpan şey, Ralaivao’nun renkle kurduğu o yeni ve cesur ilişki oldu. Onu önceki o soluk pastel tonlara sıkışmış, neredeyse monokromatik işlerinden tanıyanlar için bu tuvaller ciddi bir şok etkisi yaratabilir. İlk kez bu kadar canlı, bu kadar doygun renklere bulanmış bir Ralaivao var karşımızda. Félix Vallotton’ın o düz renk alanları, Ellsworth Kelly’nin tavizsiz geometrisi ve Suzan Frecon’ın rengi başlı başına bir mimari unsur olarak kullanma biçimi, bu cesur bloklarda yankılanıyor.
17. yüzyıl Hollanda Altın Çağ resminin kumaş ve yüzey işleyişindeki o saplantılı titizliğini kendine bir referans noktası olarak alan sanatçı, anlık jestleri dondurarak onlara tuhaf bir zamansızlık kazandırmış. Ortaya çıkarmaktan çok gizlemeyi seçen, parıltılı ve son derece duyusal işler bunlar. Size ucuz bir görsel şov sunmayı reddediyorlar; aksine, bakışınızı ağırlaştırmaya ve o renk bloklarının içinde kaybolmaya davet ediyorlar.
1991 Rennes doğumlu olan ve hâlâ üretimlerine orada devam eden Ralaivao, Pilar Corrias’ın son dönemdeki en heyecan verici keşiflerinden biri bana kalırsa. Bir ressamın tek bir sergiyle, kendi konfor alanından çıkıp bu denli köklü bir renk dönüşümünü nasıl başarıyla atlattığına tanık olmak oldukça ilham verici. Rengin pratiğine bu denli kararlı bir giriş yapması, sanatçının bir sonraki adımını şimdiden merak ettiriyor.
Mayıs ayının ortalarına yaklaşıyoruz. Conduit Street’e yolunuz düşerse, rengin ve soyutun bu cüretkâr flörtüne şahitlik etmek için 23 Mayıs’a kadar vaktiniz var.






