
Langen Foundation, Neuss · 19 Nisan – Eylül 2026
Serginin adı bir soru. Ancak kesin bir cevap arayan türden değil; aksine cevapsız kalmayı, yerinde durmayı ve o muğlaklıkta var olmayı tercih eden türden bir soru. Can I Be? Adam Pendleton’ın Langen Foundation’da açılan büyük ölçekli kişisel sergisinin başlığı. Bu ifade; bir kimliğin, bir formun veya bir anın sabit tanımlara hapsedilmekten kaçışının dilini oluşturuyor.
1984’te Virginia, Richmond’da doğan Pendleton; bugün MoMA, Guggenheim, Tate ve Pinakothek der Moderne gibi prestijli kurumların koleksiyonlarında eserleri bulunan, uluslararası ölçekte en yakından takip edilen Amerikalı sanatçılardan biri. Ancak onu çağdaşlarından ayıran asıl şey kurumsal başarıları değil; 2008 yılında kaleme aldığı “Black Dada Manifestosu” ile inşa ettiği güçlü kavramsal çerçeve. Siyahlık ile soyutlama arasındaki ilişkiyi ortak üretici bir güç olarak öne çıkarmak için yazılan bu manifesto, kesin hükümler veren bir ilan değil; aksine esnek ve sürekli genişleyen bir öneri.
Langen Foundation, eski bir NATO füze üssünün üzerine kurulu. Efsanevi mimar Tadao Ando, bu ağır tarihsel yükü beton, ışık ve sadelikle örtüyor; ya da bakış açınıza göre bu ağırlığı çok daha görünür kılıyor. Pendleton, mekânın bu baskın mimarisine karşı savaşmak yerine onunla organik bir diyalog kurmayı seçiyor.
Ando’nun mimarisini “kesin ama aynı zamanda gözenekli” olarak tanımlayan Pendleton’a göre mekânda ışık, oran ve hareket daima mevcut. Sanatçının yapıtları bu sisteme direnmek yerine adeta onun içine sızıyor. Bu ilişki, sergi boyunca yaşanan ölçek değişimleriyle somutlaşıyor: Yakından, dikkatle bakılmayı talep eden küçük çizimler ile izleyicinin bedeniyle doğrudan yüzleşen devasa tuval ve video çalışmaları arasında ritmik bir geçiş var. Pendleton için ölçek yalnızca fiziksel bir koşul değil; bizzat düşünme biçiminin ta kendisi.
Sergi, tartışmalı Robert E. Lee Anıtı’nı konu alan Toy Soldier adlı video çalışmasıyla açılıyor. Pendleton bu kararı, izleyici için hem mekânsal hem de psikolojik bir eşik oluşturmak amacıyla aldığını belirtiyor. Videonun içinde gösterildiği siyah pavilyon bir tür duraklama alanı işlevi görüyor; serginin geri kalanına geçmeden önce bir soluklanma ve temas noktası.
Robert E. Lee Anıtı, tarihle maddenin amansızca iç içe geçtiği ve ideolojinin somut bir form kazandığı bir yer. Pendleton bu formu analitik bir şekilde çözümlemeye çalışmıyor; onu ışık, ses ve zaman aracılığıyla yapıbozuma uğratıyor. Anıtın sembolik ağırlığının zaman içinde nasıl kaydığını izliyor. Amacı bu yapıyı aklamak ya da mahkûm etmek değil; ona yepyeni bir gözle bakılabilmesi için taze bir zemin hazırlamak.
Pendleton’ın kendi anlatımıyla Black Dada; teorik ve biçimsel olarak harekete, çelişkiye ve umuda alan açan bir kavram. Bu manifesto bugün hâlâ sanatçının pratiğinin tam merkezinde yer alıyor; ancak sınırları çizen bir bariyer olarak değil, yön gösteren bir pusula olarak. Bu çerçevede Siyahlık ve soyutlama, birbirini yok sayan değil aksine birbirini üreten güçlere dönüşüyor. Bu yaklaşım, Pendleton’ı soyut resmin salt biçimsel tartışmalarından da koparıyor: Eserlerindeki her jest, her katman ve her boşluk doğrudan tarihle bir ilişki içinde konuşuyor.
Pendleton, izleyicinin işi bir bilmece gibi çözümlemesini ya da tek bir anlama ulaşmasını beklemiyor. Ona göre yapıt yalnızca bir anlam alanı kuruyor ve bu alanın içinde jestle yapı, tarihle algı arasında yeni ilişkiler filizleniyor. Eğer bir anlam varsa, o ancak izleyicinin zihninde, zamanla şekilleniyor. Kısacası yapıt bir sona ulaşmaya, kapanmaya direniyor; daima açık kalıyor.
Resim, çizim, heykel ve videodan oluşan 80’i aşkın eseri kapsayan bu katmanlı sergi, Eylül 2026’ya kadar ziyarete açık olacak. Ayrıca Pendleton’ın bu sergiye özel olarak ürettiği sınırlı edisyon bir fotogravür de sanatseverlerin ilgisine sunuluyor.
📍 Langen Foundation · Raketenstation Hombroich 1, 41472 Neuss, Almanya
🕐 Ziyaret Saatleri: Salı–Pazar ve resmi tatiller: 10:00–18:00






