
EP’nin adı KILL Bathing Suits. Yani grubu öldürmeye çalışan yine kendileri. Daha şarkıyı dinlemeden bile bu ince detay, zihninizde bir şeylerin yerli yerine oturmasını sağlıyor.
Leeds’in yeraltı (underground) sahnesi, uzun zamandır uslu ve kibar gruplara pek alan açmıyor. Bathing Suits de tam olarak bu tekinsiz boşluğa yerleşiyor. Elektro-punk yapmak dışarıdan bakıldığında çok kolay görünebilir: Ritim makinesini çalıştır, araya birkaç synth ekle ve mikrofonun başındaki birinin avazı çıktığı kadar bağırmasını sağla… Ancak Swan Princess parçasında duyduğumuz şey kesinlikle bu değil. Şarkı ilk başta kaotik görünse de aslında içinde ustaca dizginlenmiş bir gerilim barındırıyor. Patlama anları milimetrik hesaplanmış, davul makinesi bir insandan çok daha soğukkanlı çalışıyor ve vokaller tam da o hassas kırılma noktasında devreye giriyor. Karşımızda kelimenin tam anlamıyla kontrollü bir delilik var.
“Swan Princess (Kuğu Prenses) başlığının bu yırtıcı sesle ne işi var?” diye sorabilirsiniz. Pembe bale tütülleri, masal sonlarındaki o meşhur sonsuz mutluluk… Bütün bunlar bu gürültünün altında bir yerlere gömülmüş durumda. Ancak meselenin özü de muhtemelen tam olarak bu: Masalın dışına çıkmak, prenseslikten kendi rızasıyla vazgeçmek ya da dayatılan o kimliği gümbür gümbür parçalamak. Leeds’in karanlık ve rutubetli bir bodrum katında bu şarkıyı duymak, o soruya verilebilecek en net cevap.
Biraz da dans pistinden bahsetmek gerek. Bu parça kesinlikle kulüplerde çalınması için yazılmış; ancak o şık aydınlatmalı, kusursuz ses sistemlerine sahip havalı kulüpler için değil. Bas frekanslardan duvarların titrediği, camların buğulandığı ve terden kimsenin kimseyi net göremediği türden izbe mekânlar için… İşte tam da orada, Swan Princess kusursuz bir başyapıta dönüşüyor.






