
Türk rock sahnesinin köklü gruplarından Pera, başarılarını katlayarak yolculuğuna devam ediyor. Konser yoğunlukları ve albüm süreçleri devam ederken Gökhan Mandır ve Hakan Ünalan ile grubun geçtiği kritik yolları, üretim heyecanını ve yeni albümü Reviva’yı konuştuk…
-Pera bugün Türk rock sahnesinin köklü gruplarından biri olarak anılıyor. Müzik yolculuğunuzun başladığı günden bugüne baktığınızda hikaye sizin için nasıl ilerliyor?
Gökhan Mandır: Yolculuğumuz son derece keyifli. İlk albümümüzü yaparken çektiğimiz zorlukları hatırlayınca bugün geldiğimiz konum daha da anlamlı oluyor. O zamanlar nasıl sonuçlanacağını bilmeden girdiğimiz albüm kaydından tutun da elimizde albümün ilk kopyasıyla beraber İstanbul’a gelişimiz ve İstiklal caddesinde “belki ünlü birini görürüz” diye umutlandığımız zamanlara kadar çok zorlu yollardan geçtik. Ama müzik böyle bir şey. Güzel olan şey yaratma sürecinin ta kendisi. Şarkıları güzel kılan şey onlar oluşurken yaşananlar, çekilen çileler, mutlu ve mutsuz anlar. Şöyle bir geriye baktığımızda gördüğümüz şey inişiyle çıkışıyla renkli bir yolculuk ve büyüyen bir aile.
-Geriye dönüp baktığınızda Pera’nın hikâyesini belirleyen en kritik dönüm noktası sizce hangisiydi, neler biriktirdiniz şu ana kadar?
Hakan Ünalan: İlk büyük kırılma anı şüphesiz sevgili Hilal Saral’ın ilk single şarkımız Sensiz Olmaz’ı Kuzey Güney dizisinde kullanmak istemesi diyebilirim. Çünkü o güne kadar albüm istediğimiz gibi bir ilgi görmemişti. Youtube’de bir klibi olan bir gruptuk. Kimse dinlemiyordu. Şarkı dizinin hem de en önemli sahnelerinden birinde yer alınca bir gecede milyonlara ulaştı ve bir anda binlerce tweet geldi. O geceki mutluluğumuzu tarif edemem.
GM: Hilal Saral daha sonra birçok dizisinde bize yer verdi. Bizdeki değeri ve anlamı tarif edemeyeceğim kadar fazla. Kara Sevda dizisi de bir diğer kırılma anımızdır. Orada birçok şarkımızı kullanıldı ama Ağla şarkısı en çok dikkat çeken oldu. O bölüm yayınlandıktan sonra 2 yıl süren bir turneye başlamıştık. O dönemde herhalde en fazla dizilerde yer alan grup bizdik. 40’tan fazla dizide şarkılarımız kullanıldı. Bu da paha biçilmez bir durum çünkü şarkınızı hiç beklemeyen bir kitleye dinletme imkanı bulmuş oluyorsunuz. Ben bu durumu anlatırken genelde “Kapıyı çalmadan evlere girdik” tabirini kullanıyorum. Şimdilerde sosyal medyada viral olmanın çok başka yolları var ama 10 yıl önce en etkili yöntem buydu.
-Türkiye’nin birçok şehrinde ve üniversite festivalinde sahne aldınız. Dizi ve filmlerde şarkılarınız yer aldı, onlarca ödül aldınız. Geride kalan bu uzun yıllar ve yer aldığınız noktalar dinleyiciyle kurduğunuz ilişkiyi nasıl şekillendirdi?
HÜ: Gittiğimiz her şehirde dinleyicimiz tarafından muhteşem şekilde karşılanıyoruz. Bizi adeta bağırlarına basıyorlar. Bu anlamda çok şanslı bir grubuz bence. Konserlerden sonra dinleyicilerimizle fotoğraf çekilmek için bir alan mutlaka yaratmaya çalışıyoruz. Orada bize yaklaşımları, bize duydukları sevgiyi daha net görme şansımız oluyor. Bizimle olan anılarını hikayelerini anlatıyorlar. Pera’yla nasıl tanıştıklarını, evlendikleri eşleri bizim sayemizde nasıl bulduklarını ya da en zorlu anlarında nasıl yanlarında olduğumuzu. Gerçekten bu anlamda en şanslı gruplardan biriyiz. Dinleyicimizle kurduğumuz gerçek ve eskimeyen bir bağ var. Bunu yurtiçi ve yurtdışı gittiğimiz her yerde görüyoruz. Hepsini çok seviyoruz ve mümkün olduğunca dile getirmeye çalışıyoruz.
-Çok üretken bir grupsunuz. Hem albümleriniz hem de bolca tekliniz var. Müziğini yaparken en çok nelerden besleniyorsunuz ya da üretkenliğinizi neler artırıyor?
GM: Az önce de söylediğim gibi müzik yapmanın kendisi zaten ödül gibi bir şey. O süreç, o şarkıyı bitirip dinleyicimizle paylaşmanın heyecanı, iyi bir reaksiyon aldığımızda yorumları okumak, kötü bir reaksiyon geldiğinde de onlardan gereken dersleri çıkarmak… Bunlar zaten üretme arzumuzun temeli oluşturuyor. Ben duş alırken bile şarkı besteliyorum. Çıkınca da gitarla tamamlayıp, telefonla bir kayıt alıp Hakan’a atıyorum.
HÜ: Gökhan’ın susmayan bir beyni var. Bazı geceler, ben daha bana gönderdiği bir şarkıyı tam olarak hazmedemeden, üzerine daha düşünecek bir sürü şey varken yepyeni bir şarkı daha besteleyip attığı oluyor. Tabi ki de hepsi kaydedip yayınlamıyoruz ama üretkenlik olarak çok aktif bir yapısı var. Bizde de şöyle bir anlayış var: Klip çekmeyecek kadar güvenmediğimiz şarkıları yayınlamıyoruz. Yani bir albüm için belki 50 60 şarkı arasından en çok içimize sinenlere odaklanıyoruz.
-Şu anda “Reviva” albümünüzden tekliler yayınlamaya devam ediyorsunuz. Reviva ne anlama geliyor?
HÜ: Reviva aslında latince kökenli bir kelime. Portekizcede -ve de bir çok dilde- “yeniden doğmak” anlamına geliyor. Bu aslında direkt olarak bizimle ilgili bir isim. Son dönemde az önce bahsettiğim o sık eleyip sık dokuma durumundan biraz uzaklaşmıştık. Şarkı kaydedip yayınlayalım, konser verip eve dönelim döngüsünde biraz kaybolduğumuz bir dönem geçirdik. Yani bizim için biraz monotonlaşmıştı her şey. Bunları konuştuğumuz bir gün artık silkelenme kararı aldık. İlk günkü heyecanımızla müzik yapmamız gerektiğine karar verdik çünkü zaten o heyecan sayesinde şu anki konumumuza gelmiştik. Bu duyguyu hangi aşamada kaybeder gibi olduk bilmiyorum ama insan bir süre bir işi sürekli yapınca anlayışında bu tip monotonlaşmalar oluyor herhalde. Ama şu an çok iyiyiz. Yeniden doğuyoruz ve ilk günkü heyecanımızı yeniden taşıyoruz.
-Albümü bir hikaye çerçevesinde mi kurguluyorsunuz ya da en çok hangi duygulara dokunacaksınız?
GM: Albüm hikayesi için özel bir konsept belirlemedik ama kader herhalde kendi kendine bir konsepti oluşuyor gibi. Normalde şarkıların hepsi kendi hikayemi anlatmıyor. Bazen Hakan’ın yaşadığı bir olaydan etkilenip onun ağzından bir şarkı yazıyordum ya da bir filmden etkilenip ona yazıyordum. Ama bu albümdeki tüm şarkılar kendi hikayemden geliyor. Duygusal olarak biraz karışık bir dönemdeyim ve besteler de bunun etkisinde çıkıyor, hepsi de şu an yaşadığım şeyler. Albüm genel olarak ayrıldığı sevgililerini özleyen, yaptığı hataların farkında olan ve ona dönmek isteyen herkesin hikayesini anlatıyor olacak.
-Albümdeki şarkılardan “Denize Baktım”da Rana Türkyılmaz ile düet yaptınız. Bu iş birliği nasıl ortaya çıktı ve albümde başka düetler olacak mı?
HÜ: Şarkıyı ilk yapmaya başladığımızda aslında bir düet fikrimiz yoktu, tamamen yoldayken böyle bir ihtiyacı fark ettik. Gökhan dedi ki, “Rana Türkyılmaz olabilir.” Hemen ilk aklımıza gelen olmaz herhalde deyip, sadece kadın sanatçıların olduğu “Equal” listesine girip tüm listeye baktık. Dedik ki “Rana süper olur” çünkü rock kimliği, enerjisi ve sesi çok uyum sağlayacak gibi geldi. Zaten o yüzden Gökhan’ın aklına da o geldi herhalde. Birkaç konserde karşılaşmıştık ama öyle tanışıyor değildik. Görüştük, kafalarımız da çok uyuştu. Çok keyifli bir kayıt süreci geçirdik ve bizce çok güzel bir düet ortaya çıktı.
GM: Şu an için şarkıları kaydederken aklımıza gelen başka sanatçılar da var ama nasıl olur nasıl biter zaman gösterecek. Çünkü bazen fikir güzel olmasına rağmen bir araya gelmek mümkün olamayabiliyor. Her sanatçının kendi takvimi ve anlaşmaları var. Zamanlama da çok önemli. Beraber çalışmak istediğimiz birini eğer bir yıllık çıkacak tüm şarkıları önceden belliyse tabi ki de o takvime girmek imkansız oluyor ve bir başka bahara diyoruz. Ama mutlaka sürpriz isimler göreceğiz gibi.
-“Yarim Benden Gidiyordu” ayrılığın en derin ve sarsıcı hâlini anlatan oldukça duygusal bir şarkı. Biraz hikayesini anlatabilir misiniz?
GM: Normalde şarkıların hikayelerini anlatmayı tercih etmiyorum. Sebebini de kısaca anlatayım. Bir konser sonrası bir dinleyicimiz “Sevdiğim Kadın” şarkımızın hikayesini sormuştu. Ben de anlattım. Verdiğim cevap onu tatmin etmedi. Muhtemelen daha fazlasını bekliyordu. Şarkı kendi zihninde çok başka bir hikayeyle bağlantılıydı. Benim hikayem onunkinden çok daha basitti belki. Şarkılar bizden çıktıktan sonra artık dinleyicin oluyor. Herkes kendi hikayesi sayesinde o şarkılarla bağ kuruyor. Aslında klip çekmeyi de bu sebeple doğru bulmuyoruz. Klipler biraz müzik endüstrisinin kıldığı bir zorunluluk gibi aslında ki bunun da günümüzdeki geçerliliği biraz tartışmaya açık gibi. Bu sebeple şarkının hikayesi budur gibi net olarak anlatmak istemesem de kendimi dipte hissettiğim bir anda çok samimi hislerle yazdığım bir şarkı olduğunu söyleyebilirim. Düzenlemenin geri kalanını Hakan’la beraber prodüktörümüz Samet Türksal hallettiler. Albümdeki en özel şarkılardan biri olacak anılacak bence.
-Son zamanlarda artık müzik endüstrisinde her şey giderek popülizme hizmet etmeye başlıyor. Sesler, sözler, tarzlar… Siz bu filtrelerden sıyrılmak için neler yapıyorsunuz?
HÜ: Aslında özel bir çaba içerisinde değiliz. İçimizden gelen müziği yapıyoruz. Bu en başında da böyleydi, şimdi de böyle. Pera benim en sevdiğim grup çünkü sevdiğim gibi müzik yapıyor. Farklı türler zaman zaman popüler oluyor ve bu dönüşümleri deneyimleyecek kadar uzun bir kariyerimiz olmaya başladı. Popüler olana yanlamaya çalışırsak bizde çalışmayacağını biliyoruz. Zaten dinleyicimiz o müzikleri dinlemek istemedikleri için bizimle beraberler. Bunu biliyoruz. Bazen -biraz da kendimizi ti’ye alarak- yeni şeyler deniyoruz. Dinleyicimizden güzel bir linç yiyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. (Gülüyor) Bunları yapmak bizim DNA’mızda var ve ara sıra da yapmaya devam edeceğiz. İlk albümümüzden beri bilerek raydan çıktığımız anlar var. Ama özetle yine kendi bildiğimizi yapıyoruz ve böyle yaptığımız sürece var olmaya devam edeceğimizi biliyoruz.
-2026’nın geri kalanında Pera’da hangi gelişmeler olacak, dinleyicileri neler bekliyor?
GM: Bu yıl bizim için çok heyecan verici geçiyor. Yeni şarkıları paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. İlk önceliğimiz ve heyecanımız bu. Şarkıları bittikçe paylaşıyoruz. Bu anlamda albümün kalanını tam olarak ne zaman bitiririz bilmiyorum ama şarkılar hazır oldukça paylaşmak istiyoruz. Bunun yanı sıra konserler devam ediyor zaten. Konsept akustik konserler de yapmak istiyoruz ve onun da planlamasını yapmaya başladık. Bizde plan proje çok ama ilk önceliğimiz albüm tabi ki. Yıl sonuna kadar dinleyicimize yeni şarkı bombardımanı yapmak derdindeyiz. Dinleyicimize aşığız, hepsini çok seviyoruz. Her neredelerse oraya geleceğimiz günü iple çekiyoruz. Bu güzel röportaj ve güzel sorularınız için de size çok teşekkür ederiz.






