
Berlin’in huzurlu Taylorstrasse bölgesinde, Bastian Gallery’nin duvarları sessiz bir devrimin yankılarıyla dolup taşıyor. Alman resminin yaşayan efsanelerinden Ulrich Erben, galerideki altıncı solo sergisi olan “Years. Years and days” (Yıllar. Yıllar ve Günler) ile bizi ışığın, gölgenin ve zamanın ötesindeki renklerin hikâyesine davet ediyor. 25 Nisan’a kadar sürecek olan bu sergi, sanatçının yaklaşık 60 yıllık sanatsal serüveninin rafine bir özeti niteliğinde.
Erben’in sanatsal yolculuğu, 1968 civarında ürettiği ve neredeyse monokrom olan o meşhur beyaz resimler ile başladı. Robert Rauschenberg’in 1951 tarihli beyaz resimleri kentsel yaşamı ve malzemenin soyluluğunu reddeden bir dille kurgulanırken, Erben’in beyazı her zaman daha duyusal, daha şiirsel ve ışık parçacıklarıyla doluydu. Gençlik yıllarında İtalya’da geçirdiği zaman, sanatçının paletini Akdeniz’in fiziksel gerçekliğiyle, ışığın metamorfozlarıyla ve doğanın geometrik şifreleriyle mühürledi.
Sanatçı, çalışmalarını genellikle hafızanın renkleri olarak tanımlıyor. Onun tuvalleri, doğanın doğrudan bir betimlemesi değil, zihinde kalan tortuların geometrik birer yansımasıdır. Ancak sergide sunulan ve geçtiğimiz yıl üretilen on yeni eserde, bu katı geometrinin yerini daha akışkan bir yapıya bıraktığını görüyoruz. Erben, artık doğayı çizgilerle hapsetmek yerine, renk topografileri aracılığıyla ışığın titreşimini ve mevsimlerin değişimini anlatan şiirsel geçişler yaratıyor.
Bu yeni dönem eserlerde renk alanları, sanki içeriden gelen bir ışıkla yıkanıyor. Sanatçının geometriden vazgeçişi, manzaraya karşı daha içsel ve özgür bir tepki vermesini sağlamış. Tuvallerdeki renk katmanları, izleyiciye “yılların” ağırlığını ve “günlerin” hafifliğini aynı anda hissettiren, titreşen bir derinlik sunuyor. Bu resimler sadece bakılan nesneler değil, içine girilen ve duyularla algılanan birer atmosferik alan gibi kurgulanmış.
Ulrich Erben’in eserleri bugün Berlin Neue Nationalgalerie’den Wiesbaden’deki Museum Reinhard Ernst’e kadar dünyanın en saygın koleksiyonlarında yer alıyor. 2019 yılında Josef Albers Museum Quadrat’taki büyük retrospektifiyle onurlandırılan sanatçı, Bastian Gallery’deki bu son sergisiyle ustalığının en olgun ve en özgür dönemini paylaşıyor.
Berlin’in bu sakin köşesinde ışığın hafızasına tanıklık etmek, günün karmaşasından kaçıp yılların ve günlerin dinginliğine sığınmak için harika bir fırsat.






