
Notting Hill’in sakin arka sokaklarında, Bartha_contemporary galerisinde hafızanın ve bastırılmış duyguların kumaşlara büründüğü bir sergi devam ediyor. Alman sanatçı Annika Thiems’in Londra’daki ilk kişisel sergisi olan “On wings (or almost)”, izleyiciyi rüya mantığı ile rasyonel düzen arasındaki o gerilimli eşiğe davet ediyor.
5 Mart’ta açılan ve 5 Nisan’a kadar sürecek olan sergi, sadece estetik bir sunum değil; aynı zamanda psikoloji, aile mirası ve sürrealizmin iç içe geçtiği derin bir kazı çalışması niteliğinde.
Serginin ana izleği, sürrealizmin ikonik ismi Méret Oppenheim’ın 1976 tarihli Parapapillonneries serisine bir yanıt olarak kurgulanmış. Oppenheim’ın kelebekleri; uyumu, ciciliği ve itaati reddeden radikal bir duruş sergiliyordu. Thiems, elli yıl sonra bu mirası devralarak kendi yumuşak yapılarını inşa ediyor. Sanatçının heykelleri; tıpkı iğneden kaçmaya çalışan bir böcek gibi, zapt edilmeye ve düzene sokulmaya çalışılan ama her seferinde özgün bir kaos yaratan duyguları temsil ediyor.
Annika Thiems’in sanatsal dili iki güçlü kaynaktan besleniyor: Psikoloji geçmişi ve ailesinin mobilya atölyesinde öğrendiği döşemecilik teknikleri.
Malzeme Belleği: Paraşüt naylonu, mumlu kumaş (oilskin), yünlü takım elbise kumaşları ve lavanta gibi malzemeler; utanç, özlem ve korunma ihtiyacı gibi kavramların taşıyıcısı haline geliyor.
Hazırlıklı Olma Hali: Eserler, hem her türlü dış etkene karşı aşırı hazırlanmış (su geçirmez cepler, koruyucu bölmeler) hem de son derece savunmasız ve yumuşak görünüyor.
Serbest Çağrışım: Thiems, buluntu nesneleri ve antik malzemeleri serbest çağrışım yöntemiyle işleyerek, izleyiciye açıklanması gereken bir “bulmaca” değil, hissedilmesi gereken bir “deneyim” sunuyor.






