
Berlin’in o çok sesli, çok katmanlı ve biraz da puslu ruhu İstanbul’un kalbine, Dolapdere’ye taşındı. Dirimart Dolapdere, çağdaş sanatın müzikal simyacısı olarak bilinen Gregor Hildebrandt’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olan “Duale Systeme aus der Mauerstadt”a ev sahipliği yapıyor.
10 Mart’ta kapılarını açan bu sergi, sadece bir görsel şölen değil; aynı zamanda kaset bantlarının, plakların ve hatıraların sessiz ama derin yankılarını duyabileceğiniz duyusal bir deneyim alanı.
Gregor Hildebrandt denilince akla gelen ilk şey, manyetik ses ve video bantlarını birer boya gibi kullanarak yarattığı o büyüleyici dokusal yüzeyler. Sanatçı; müziği, sinemayı ve edebiyatı sadece referans olarak kullanmıyor; onları fiziksel parçalarına (plaklara, kasetlere) ayırıp yeniden birleştiriyor.
Serginin küratörlüğünü üstlenen İsviçreli Christoph Doswald, mekânı Berlin’in muzak kültürüyle küresel sanatın kesiştiği enerjik bir alana dönüştürmüş. Hildebrandt’ın 2018’den bugüne uzanan pratiği, bu sergideki yirmi eserle bir hafıza odası kuruyor.
Serginin merkezinde, Dirimart için özel olarak üretilmiş ve sanatçının en yeni serisi olan “Prismen” yer alıyor. Bu eserler, Hildebrandt’ın plakları keserek oluşturduğu mozaik resim pratiğinin üç boyutlu bir uzantısı gibi:
Heykel mi, Resim mi? Kesilmiş plak parçalarının geometrik formlarla birleştiği bu işler, sesin mekândaki fiziksel bir genişlemesi gibi duruyor.
Optik Oyunlar: Plak oluklarının yüzeyinde ışığın yansıması ve kırılması, izleyici hareket ettikçe değişen ince titreşimler yaratıyor. Tıpkı bir şarkının ritmi gibi, eserin enerjisi de bakış açınıza göre değişiyor.
Hildebrandt’ın işleri sadece devasa ve teknik değil, aynı zamanda son derece kişisel ve mizah dolu. Sergideki iki küçük resim, minimalist görünse de aslında sanatçının babasının evindeki mutfak bezlerinin desenlerinden ilham alıyor. Ama serginin belki de en çok konuşulacak heterotopyası, Berlin sokaklarının vazgeçilmezi olan Türk fast-food kültürüne bir saygı duruşu niteliğindeki “Köfteci” yerleştirmesi.
Berlin’deki bir köfteci tabelasından yola çıkan ve Ergin Orbey’in efsanevi filmi Meraklı Köfteci’ye (1976) göz kırpan bu eser, 76’ya 9 istiflenmiş ses kasetinden oluşuyor. Tina Turner’dan Richard Strauss’a kadar uzanan devasa bir müzik yelpazesini “kaset kutusu” formatında sunan bu iş, küreselleşmiş kültürün nasıl bir ses halısı ördüğünü kanıtlıyor.
Gregor Hildebrandt’ın işleri, içine kaydedilen şarkılar kadar ele avuca sığmaz ama bir o kadar da oradalar. Kişisel hafızanın kültürel bellekle nasıl iç içe geçtiğini görmek için bu sergi kaçırılmayacak bir fırsat.
Mekân: Dirimart Dolapdere, İstanbul
Tarih: 10 Mart – 5 Nisan 2026






