
İstanbul’un o kendine has, kaotik ama bir o kadar da büyüleyici enerjisi, Apartman No:26’nın İstanbul katına sızarken bu kez yanımızda bir ayna getiriyoruz. Şehrin karmaşası içinde kaybolduğumuz, kendi yansımamıza bakmaktan kaçındığımız ya da o yansımada yeni anlamlar aradığımız bir dönemde; Decollage Art Space, bizi çok sesli bir yüzleşmeye davet ediyor. ODAK 2025 sergi serisi, bu yıl “Yansıma” temasıyla kapılarını aralarken, serginin ruhu tıpkı bizim apartmanın merdiven boşluğunda yankılanan sesler gibi: Çok katmanlı, merak uyandırıcı ve derin.
Bu katın havası bugünlerde biraz sisli ama bir o kadar da keşfe açık. 33 farklı sanatçının zihninden süzülüp gelen “yansıma” kavramı, sadece optik bir fenomen değil; bir eylem, bir sorgulama ve toplumsal bir müzakere alanı olarak karşımıza çıkıyor. Görünür olanın ardındaki o gizli odayı merak edenler için bu sergi, tam da Apartman No:26’nın aradığı o entelektüel derinliği ve şehirli estetiği sunuyor. Neden gitmelisiniz? Çünkü bu sadece bir sergi izlemek değil; İstanbul’un kalbinde kendi iç dünyanızın izdüşümlerine rastlamak demek.
Decollage Art Space’in ev sahipliği yaptığı ODAK 2025, yansımayı sadece bir görüntü olarak değil, düşünceyle madde arasındaki o gerilimli hat üzerinden okuyor. Sergide yer alan 33 sanatçı, farklı disiplinleri ve anlatı stratejilerini bir araya getirerek, yansımayı pasif bir durumdan çıkarıp bir “dönüşüm” hikâyesine çeviriyor.
Serginin küratöryel yapısı, benlik ile dünya arasındaki o ince çizgide yürümemizi sağlıyor. Ahsen Küçükçalık’tan Yusuf Murat’a kadar uzanan geniş sanatçı kadrosu, niyet ile rastlantının, kontrol ile sezginin nasıl yan yana ilerleyebileceğini kanıtlıyor. Apartmanımızın bu katında yürürken, her eserde farklı bir hikâyenin kapısının aralandığını hissedeceksiniz.
Sergide dikkat çeken işler, malzemenin nasıl bir hafıza kartına dönüştüğünü de gözler önüne seriyor. Örneğin; Gizem Yücelen’in “Yara Günlüğü” adlı karışık teknik çalışması, deri, yün ve metalin soğukluğuyla içsel bir acının dışavurumunu, yani ruhun maddeye yansımasını sunuyor. Öte yandan Pınar Polat’ın “Sessizliğin Çığlığı” isimli seramik çalışması, atık tuğla gibi sert bir malzemeyi nasıl bir duygu taşıyıcısına dönüştürebileceğimizi gösteriyor.
Bu irrasyonel ifadeler, günümüzün “aşırı görünürlük” kültüründe aslında neleri sakladığımızı bize fısıldıyor. Sergi, yansımayı toplumsal bir sorgulama biçimi olarak ele alırken, maddi yapılar kadar toplumsal kabulleri de yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sergi Detayları:
Sergi Adı: ODAK 2025 – Yansıma
Mekan: Decollage Art Space
Tarih: 01 Mart 2026 tarihine kadar
Sanatçılar: Ahsen Küçükçalık, Aliye Yıldız, Berk Ergül, Betül Onganaşçı, Candeniz Gönen, Cenk Macar, Eren Kenar, Ersay Can Demirbolat, Ezgi Özkılıç, Gizem Yücelen, Handan Korkmaz, Hilal Topkan, İrem Esra Gökalp, Kaan Kaya, Melis Alabıyık, Mira Sert, Modilda, Murat Özce, Nahide Akyol, Nida Nur Erdoğan, Onat İskenderkaptanoğlu, Pelin Bulu Yılmaz, Pınar Hüseyinoğlu, Pınar Polat, Serap İskender, Sibel Uslui, Su Başkan, Şevval Erdoğan, Tuğba Demirbaş, Umut Kartal, Utku Karagül, Yaren Yivli ve Yusuf Murat.






