Pera’nın Tarihi Dokusunda Bir Varoluş Metaforu: İçimizde Büyüyen Orman

TowerSokakİstanbul8 saat önce10 Tıklanmalar

İstanbul’un çok katmanlı hafızasını taşıyan Pera, bugünlerde sadece bir semt değil, bir duygu durumunun sahnesi olarak karşımıza çıkıyor. 13 Şubat – 15 Mart 2026 tarihleri arasında Casa Foscolo Hotel’in neo-klasik mimarisi içinde hayat bulan bu sergi, doğayı yalnızca yeşil bir manzara olarak değil; bedene, hafızaya ve kutsala kök salan bir organizma olarak ele alıyor. Küratörlüğünü İlayda Babacan’ın üstlendiği seçki, üç farklı sanatçının —Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp ve Damla Özdemir— pratiklerini “orman” metaforu altında birleştiriyor.

Şehirli insanın doğadan kopuşunu değil, aksine doğanın insanın içinde nasıl kaçınılmaz bir şekilde filizlenmeye devam ettiğini sorgulayan sergi, izleyiciyi şu soruyla baş başa bırakıyor: Bu orman bir sığınak mı, yoksa kaçtığımız kendimizle bir yüzleşme alanı mı? Casa Foscolo’nun tarihi atmosferi, bu ontolojik sorgulamayı daha da belirgin kılan görkemli bir arka plan sunuyor.

Bedenin Coğrafyası ve Ruhun Manzaraları

Sergi, izleyiciyi üç farklı perspektifle bir “iç orman” haritası çıkarmaya zorluyor. Her sanatçı, bu ormanın farklı bir katmanını —kökünü, gövdesini ve yaprağını— temsil ediyor.

Atilla Galip Pınar: Ruhun Kırılgan Manzaraları

Atilla Galip Pınar’ın tuvalleri, dış dünyadaki ağaçlardan veya dağlardan ziyade, insanın içindeki duygusal topoğrafyayı resmediyor. Renklerin ve formların iç içe geçtiği bu kompozisyonlar, hafızanın ve kırılganlığın birer izdüşümü niteliğinde. Pınar’ın fırçası, doğayı insanın ruh haline yaklaştırarak onu somut ve duyumsanabilir bir “içsel alan” haline getiriyor.

Caner Şengünalp: Kutsalın Estetik Dönüşümü

Caner Şengünalp’in heykelleri, serginin en çarpıcı duraklarından birini oluşturuyor. Hayvan figürleri ve akışkan formlar üzerinden kurduğu anlatıda Şengünalp, kutsal olanın parçalanışını ve yeryüzüne dağılışını inceliyor. İkonların eridiği ve şeffaflaştığı bu üretimler, temsil krizine uğrayan inanç sistemlerinin bedende nasıl yeni formlar bulduğunu sorguluyor. Bu heykeller, serginin metaforik ormanındaki o karanlık ama bilge kökleri temsil ediyor.

Damla Özdemir: Döngülerin İtaatsizliği

Damla Özdemir’in üç boyutlu kolajları ise doğanın yaşam ve ölüm döngüsünü bir arada sunuyor. İlkbaharın dirilişiyle sonbaharın hüznünü aynı yüzeyde, metal tellerin sertliği ve kolajın esnekliğiyle birleştiren sanatçı, beden ile doğa arasındaki o görünmez ama sarsılmaz bağları görünür kılıyor. Büyüme ve çözülme, Özdemir’in işlerinde birbirini dışlayan değil, birbirini var eden iki güç olarak duruyor.

“İçimizde Büyüyen Orman”, bir otel lobisinin veya odalarının ötesine geçerek Casa Foscolo’yu yaşayan bir organizmaya dönüştürüyor. Pera’nın neo-klasik ruhuyla çağdaş sanatın bu vahşi ve içsel buluşması, izleyiciye bir sergi gezmekten ziyade, modern bir ritüelin parçası olma şansı tanıyor. İstanbul’un kaosu içinde kendi iç sesini duymak isteyen her sanatsever için bu sergi, sessiz ama derin bir soluklanma alanı.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3