
Berlin’de bazen bir kiliseye girmek, sadece dua etmek değil, dünyanın çivisi çıkmış halini bir ayna gibi izlemek anlamına gelir. Friedrichshain’ın merkezindeki Galiläakirche, 14 Şubat’tan itibaren Julian Kirschler’in küratörlüğünde hazırlanan “Der Raum des Unbehagens” (Huzursuzluğun Mekânı) başlıklı pop-up sergiye ev sahipliği yapıyor. Ödön von Horváth’ın o meşhur cümlesinde dediği gibi: “Aslında bambaşka biriyim ama buna sıra gelmiyor.” İşte bu sergi, o “sıra gelmeyen” öteki benliğimizin huzursuzluğunu sahneliyor.
Pforzheim’daki eski bir mezbahada başlayan bu hikâye, Berlin’e “küçük ama etkili bir kız kardeş” olarak taşınıyor. Friedrichshain’ın o meşhur Rigaer Straße dokusuyla birleşen sergi, dini sembolleri pop-art estetiği ve sert bir kapitalizm eleştirisiyle harmanlıyor. Eğer apartmanımızın koridorlarında bugün biraz duman ve metalik bir tat hissediyorsanız, bilin ki Galiläakirche’nin altındaki o görünmez kazan dairesi fazla ısınmış durumda.
Galiläakirche, klasik bir ibadet mekânı olmaktan çıkıp Kirschler’in provokatif “oyuncak dünyasına” dönüşüyor. Sergi, insanların “Tanrı adına” (in nomine patris) dünyaya ne yaptığını sorgulayan, interaktif olmayan ama izleyiciyi doğrudan suç ortağı kılan bir yapıya sahip.
Sergideki eserler, bir kilisenin sessizliğinde duymaya alışık olmadığınız gürültüleri temsil ediyor:
Patlayan Son Akşam Yemeği: Dünyanın en meşhur masası, bir madeni para karşılığında bir peep-show kabininde infilak ediyor. Beyaz yapışkan sıvılar, silahlar ve hamile matruşkalar… Kirschler, tüketim toplumunun şehvetini kutsalın kalbine yerleştiriyor.
Düz Dünya ve Otomobiller: Üç klasik otomobilin taşıdığı düz bir dünya ve bir yol güzergâhı şeklinde tasarlanmış ahşap haç. İlerlemecilik fetişimizin bizi getirdiği o sığ nokta bundan daha iyi anlatılamazdı.
Dolar Püskürten Yolcu Gemisi: Gökyüzünü karartan bir devasa kruvaziyer gemisi, bacasından duman yerine dolar banknotları püskürtüyor. Arka planda ise “Dir Gott so nah” ezgisi yankılanıyor.
Serginin en gizemli parçası ise sarı bir plastik muz etrafında kurgulanan dünya prömiyeri. Berlin’in yeraltı enerjisini sanata taşıyan bu tür absürt dokunuşlar, “Apartman”ımızın ruhuna tam olarak uyan o hınzır zekâyı temsil ediyor.
Bu sergi, teknik bir yerleştirmeden ziyade bir “etki alanı”. Kirschler, dini sembollerin içini boşaltıp onları modern dünyanın plastik atıklarıyla doldururken, aslında Friedrichshain’ın o meşhur gentrification (soylulaştırma) sancısına da selam gönderiyor. Kiliseye giren izleyici, kendini bir sergide değil, dünyanın sonunu kutlayan bir partinin sabahında gibi hissediyor.
Sergi Adı: Der Raum des Unbehagens (The Space of Discomfort)
Sanatçı: Julian Kirschler
Tarih: 14 Şubat – 1 Mart 2026
Konum: Galiläakirche, Rigaer Str. 9, 10247 Berlin






