
Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan, gerçeklik ile rüya arasındaki o tekinsiz çizgide yürüyen bir distopyaya hazır mısınız?
Bugün, Timaş Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan, Güney Kore edebiyatının son dönemdeki en dikkat çekici kurgularından birini konuşacağız: Jo Hyerin’in kaleminden “Kâbus Bağışıklığı”. Sadece 144 sayfa olmasına rağmen, etkisi sayfalarca sürecek kadar yoğun ve sarsıcı bir hikâye bu.
Yakın bir gelecekteyiz… Dünya savaşlar ve doğal afetlerle yorgun düşmüşken, insanlık şimdi çok daha sinsi bir düşmanla karşı karşıya: Rüya Böceği. Bu gizemli böcekler tarafından ısırılan insanlar, “Sis Durumu” adı verilen geri dönüşü olmayan bir uykuya hapsediliyor. Bu, uykudan çok daha fazlası; bir daha asla uyanamayacağınız sonsuz bir kâbus.
Hükümet, bu sessiz salgını kontrol altına almak için “Luna” adındaki devasa tedavi merkezlerinde uyuyanları tecrit ediyor. Ancak Luna, bir şifa merkezinden çok bir hapishaneyi andırıyor.
Hikâyenin merkezinde, geçmişin travmalarıyla yoğrulmuş genç bir kadın olan Joan Shin var. Annesini bir terör saldırısında kaybettikten sonra kardeşi Johyun ve anneannesiyle kurduğu o küçük, güvenli dünya, salgının kapılarını çalmasıyla yerle bir oluyor. Kardeşi ve anneannesi Sis Durumu’na girince Joan için tek bir amaç kalıyor: Onları geri getirmek.
Joan’ın elindeki tek koz ise tesadüfen keşfettiği sıra dışı bir durumdur: O, rüya böceklerine karşı bağışıktır. Bu bağışıklık, onu hem bir hedef hem de ailesini kurtarabilecek yegâne kahraman haline getirir.
Yeni Bir Distopik Perspektif: Klasik salgın hikâyelerinin aksine, burada tehlike dış dünyadan değil, zihnimizin en mahrem köşelerinden, yani uykumuzdan geliyor.
Kısa ve Çarpıcı: 144 sayfalık hacmiyle bir oturuşta okunabilen ama her cümlesiyle “Ya gerçekten uyanamazsak?” sorusunu sorduran bir tempo.
Aile Bağlarının Gücü: Joan’ın yolculuğu sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, sevginin imkânsızlıklar karşısındaki çılgınca cesareti üzerine kurulu.
Jo Hyerin, bizi uykunun bir sığınak değil, bir hapishane olduğu bir geleceğe götürüyor. Eğer Inception benzeri gerçeklik sorgulamalarını ve The Last of Us tadındaki fedakârlık hikâyelerini seviyorsanız, “Kâbus Bağışıklığı” sizi içine çekecek.
Sessizliğin içindeki o büyük çığlığı duymaya, kâbusların içinden geçip gerçeğe uyanmaya davetlisiniz.
Keyifli ve bol keşifli okumalar dilerim!
❝
Rüyalar ve gerçekliğin birbirine geçtiği bu dünyada, uyanmaksa sadece bir başlangıçtır.
❞






