
İstanbul’un Anadolu yakasında, Sultanbeyli’nin gelişen dokusu içinde modern bir vaha gibi yükselen YUNT, kışın bu en derin günlerinde bizi zamanın ve mekânın sınırlarını zorlayan bir serüvene davet ediyor. Şehir yılın son günlerini Noel ve yeni yıl hazırlıklarıyla karşılarken, YUNT’ta geçmişin belgeleri ile geleceğin kurguları arasında tekinsiz bir bağ kuruluyor.
Merve Elveren ve Meriç Öner’in küratörlüğünü üstlendiği “VarYok”, bir yıla yayılan üç bölümlü yapısıyla İstanbul sanat takviminin en iddialı projelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Sergi; kişiler, nesneler ve mekânlar üzerinden “neye sahibiz, neyi kaybettik?” sorusunun peşine düşüyor. Özel ve kamusal alan arasındaki o gerilimli hattı odağına alan VarYok, farklı coğrafyalardan sıçrayan anları bir araya getirerek temelsizleşmiş bir modernite okuması sunuyor.
Şu an projenin birinci bölümü olan “VarYok: Canlı” devam ediyor. (1 Şubat 2026’ya kadar izlenebilir.)
Serginin bu bölümü, iki farklı dünyayı tek bir potada eritiyor:
Gürbey Hiz ve Servet-i Fünûn: Mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz, geç Osmanlı döneminin en önemli bilim ve edebiyat dergisi olan Servet-i Fünûn’u bir laboratuvar gibi kullanıyor. Derginin sayfalarından süzülen “eleştirel modernite atlası”, Osmanlı’nın geleceği nasıl hayal ettiğine dair görsel bir hafıza sunuyor.
Emre Hüner ve Seramik Karakterler: Çağdaş sanatın güçlü isimlerinden Emre Hüner, 2015 tarihli meşhur videosu Neochronophobiq ile bu tarihsel arşive eşlik ediyor. Videonun yanı sıra, bu kurgusal evren için tasarladığı seramik karakterler, galerinin zemininde sanki başka bir zamandan kalmış arkeolojik buluntular gibi duruyor.
Bu sergi, sadece bir seyir deneyimi değil, aynı zamanda bir arşiv kazısı. Servet-i Fünûn’un sunduğu “ilerleme” fikrinin, Emre Hüner’in bilimkurgu ve arkeoloji arasında gidip gelen distopik dünyasıyla nasıl teğet geçtiğini görmek, moderniteye bakışınızı sarsabilir.
“VarYok, geçmişin geleceği nasıl düşlediğiyle, geleceğin geçmişi nasıl kurguladığı arasındaki o ‘var ile yok’ arasındaki ince çizgiyi araştırıyor.”
Apartman No: 26 Notu: Sultanbeyli’ye uzanan bu sanat rotası, şehrin merkezindeki galeri alışkanlıklarımızı kırmak için harika bir fırsat. M5 metrosuyla Samandıra’ya ulaştıktan sonra kısa bir taksi yolculuğuyla varabileceğiniz YUNT, sadece sergisiyle değil, binasının modern mimarisiyle de sizi etkileyecek.






