Zihnin ve Zamanın Dokunsal Labirenti: Anne Serre’den “Leopar Desenli Şapka”

KiremitÇatı Katı1 dakika önce1 Tıklanmalar

Apartman No:26 ‘nın Çatı Katı sakinleri, bugün masamızda Fransız edebiyatının en özgün ve tekinsiz seslerinden biri olan Anne Serre var. Dedalus Kitap etiketiyle Kasım 2025’te raflardaki yerini alan, Aslı Anar’ın titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan “Leopar Desenli Şapka”, bizi sıradan bir romanın sınırlarından çıkarıp zihinsel bir labirentin içine bırakıyor.

Bu kitap; sadece bir hikâye değil, bir his, bir atmosfer ve sarsıcı bir yakınlık provası.

Fanny ve Anlatıcı: Bir Yakınlık Anatomisi

Romanın kalbinde Fanny adında, zihinsel hastalıklarla mücadele eden kırılgan bir karakter ve onun dünyasını anlamaya, korumaya çalışan bir “Anlatıcı” bulunuyor. Ancak Anne Serre, burada klasik bir hasta-bakıcı ya da yas hikâyesi anlatmıyor. Aksine, bu iki karakter arasındaki bağın mahremiyetini, tuhaflığını ve o keskin duygusal geçişleri bir cerrah titizliğiyle işliyor.

Kırılganlık ve Keskinlik: Fanny’nin dünyası ne kadar dağınık ve belirsizse, anlatıcının gözlemleri o kadar net ve vurucu.

Arayışın İzleri: Kaybedilen anıların, travmaların ve masumiyetin peşinde sürüklendiğimiz bir yolculuk.

Belirsizliğin Estetiği: Serre, okuru cevaplarla ödüllendirmek yerine, soruların ve belirsizliğin tadını çıkarmaya davet ediyor.

Bir “Dokunsal Labirent” Olarak Dil

Anne Serre’nin üslubu için kullanılan “dokunsal labirent” tabiri o kadar yerinde ki… Yazar, sıradan bir cümleyi öyle bir kuruyor ki; zamanın, mekânın ve o anki duygunun ağırlığını teninizde hissediyorsunuz. Unutulmuş bir çocukluk anısından, aniden patlak veren bir zihinsel kırılmaya kadar her şey, parçalı ama birbirine görünmez iplerle bağlı bir bütün oluşturuyor.

Serre, basit bir hikâyeyi olağanüstü bir duygu yoğunluğuna dönüştürüyor.

Merve Emre

Ambiyans: Bu Kitabı Okurken Sahneyi Hazırlayın

Bu 144 sayfalık yoğun anlatıyı, kitabın ruhuna uygun bir atmosferde okumanızı öneririm:

Işık: Akşamüstü güneşinin odaya vurduğu o sarı, hüzünlü saatler.

Ses: Arka planda Erik Satie’nin Gymnopédies serisi gibi minimalist ve biraz “boşluklu” bir müzik.

Mekân: Kalabalık olmayan, pencere kenarı bir köşe. Dışarıdaki dünyanın hızıyla, içerideki bu yavaş ve derin çözülmeyi tezat halinde hissedin.

“Leopar Desenli Şapka”, bittiğinde size sadece bir hikâye bırakmıyor; zihninizin en mahrem köşelerinde yankılanan bir ses bırakıyor. Eğer edebiyatta olay örgüsünden çok duygunun dokusuna ve dilin gücüne önem veriyorsanız, bu kısa ama devasa roman 2026 kütüphanenizin en özel parçalarından biri olacak.

Keyifli ve derin okumalar dilerim!

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3