
İstanbul Modern’in dokuzuncu koleksiyon sergisi olan “Yüzen Adalar”, sadece ana sergi salonuna hapsolmayan, müzenin geneline yayılan yaşayan bir yapı. İsmi, sanatçıların o aykırı ve sınır tanımaz hayal güçlerine bir saygı duruşu niteliğinde. Bu “adalar”, hem köklerinin bu topraklarda olduğunu fısıldıyor hem de üretimleriyle coğrafyaları aşan evrensel bir dilde konuşuyor.
Sergi, Türkiye sanat ortamının İkinci Dünya Savaşı sonrasından bugüne kadar geçirdiği o sancılı ama bir o kadar da parıltılı dönüşümü kronolojik bir akışla sunuyor.
Soyutun Sessizliği ve Figürün Sesi: Erol Akyavaş’ın mistik derinliğinden Neş’e Erdok’un güçlü figürlerine kadar uzanan geniş bir üslup yelpazesi.
Malzeme Çeşitliliği: Kağıt üzerine guajdan devasa yerleştirmelere, Refik Anadol’un veri heykellerinden Kuzgun Acar’ın demir formlarına kadar her şey bir arada.
Sanatçılar Arası Diyalog: Sergi, sadece tekil yapıtları değil, sanatçıların birbirlerinden nasıl etkilendiklerini ve o gizli entelektüel ağları da görünür kılıyor.
Bu sergi, adeta bir “Şampiyonlar Ligi” seçkisi gibi. İşte o “Yüzen Adalar”dan bazıları:
Klasik Ustalar: Fahrelnissa Zeid, Fikret Muallâ (koleksiyonun ruhu), Nuri İyem, Bedri Rahmi Eyüboğlu.
Kavramsal ve Modern Dokunuşlar: Sarkis, Nil Yalter, Adnan Çoker, Burhan Doğançay.
Çağdaş Vizyonerler: Refik Anadol, Ali Kazma, İnci Eviner, Halil Altındere.
Kısa Bir Not: Serginin girişinde ya da katalogda karşınıza çıkacak olan Nejad Melih Devrim’in 1978-1986 yılları arasına tarihlenen o meşhur isimsiz guaj çalışması, serginin o “parçalı ama bütünsel” ruhunu en iyi özetleyen detaylardan biri.
Sergi: Yüzen Adalar
Tarih: 31 Aralık 2025 tarihine kadar
Yüzen Adalar, bize sanatın sadece bir “obje” değil, sürekli hareket halinde olan, bir yerden bir yere düşünce taşıyan birer “ada” olduğunu hatırlatıyor. İstanbul’un bu kış gününde, müzenin sıcak ve ilham dolu atmosferinde bu adalar arasında bir yolculuğa çıkmak, 2025’i sanatsal bir zirveyle kapatmak için harika bir fikir.






