Varlığın Estetik Arşivi: CerModern’de Ergin İnan Retrospektifi

KapıSokak2 saat önce4 Tıklanmalar

Ankara’nın dondurucu kışında, CerModern’in endüstriyel dokusundan yükselen sıcak bir sanatsal sığınak bizi karşılıyor. Türk resim sanatının yaşayan en önemli figürlerinden biri olan Ergin İnan’ın, altmış yılı aşan devasa sanatsal serüveni, küratör Marcus Graf’ın titiz kurgusuyla hazırlanan “Zaman ve İzler Arasında / Between Time and Traces” sergisinde bir araya geliyor. Bu retrospektif, izleyiciyi sadece bir görsel şölen sunmaya değil, aynı zamanda varoluşun gizemli dehlizlerinde felsefi bir meditasyona davet ediyor. İnan’ın 1960’lardan günümüze uzanan kesintisiz köprüsü, gelenek ile modernite, kişisel ile evrensel arasında kurulan bu benzersiz diyaloğu gözler önüne seriyor.

Sanatçının görsel dünyasında başrolü paylaşan üç temel unsur; insan figürleri, böcekler ve mistik el yazıları, onun sanatını özgün kılan birer mühür niteliğindedir. Varlığın merkezindeki “insan nedir?” sorusunu soran parçalanmış silüetler ve sonsuzluğa bakan kafalar, İnan’ın ontolojik soruşturmasının ilk halkasını oluşturur. 1970’lerden itibaren bu kompozisyonlara eşlik eden böcek ve kelebekler, sadece birer figür değil; yaşamın kırılganlığını, sürekli dönüşümünü ve metamorfozunu simgeleyen derin metaforlar olarak belirir.

Bu görsellere eklemlenen mistik el yazıları ise kaligrafinin sınırlarını aşarak tarihsel anlatımların kişisel sorgulamalarla birleştiği birer “dokusal hafıza” öğesine dönüşür. Ergin İnan’ın resimlerinde bu yazıların okunmak için değil, tıpkı bir böceğin kanat çırpışındaki ritim gibi duyulmak ve hissedilmek için var olması, onun maneviyat ile maddeyi nasıl organik bir şekilde harmanladığının en büyük kanıtıdır.

Sergi, kronolojik yapısıyla izleyiciye sanatçının on yıllara yayılan evrimini berrak bir şekilde sunmaktadır. 1960’lı yılların desen gücü ve gravür tekniğiyle atılan temeller, 1970 ve 80’lerde kolektif belleği yansıtan böcek ve mistik gönderilerle derinleşmiştir. Figürün zamanla form değiştirerek kozmik birer varlığa dönüştüğü süreçten sonra, sanatçının son yıllarda ürettiği büyük boyutlu tuvaller karşımıza çıkmaktadır. Bu devasa eserler, evrenin doğuşuna ve sonsuzluğuna yönelen, ışıkla yoğrulmuş modern meditasyonlar olarak galerinin duvarlarını aydınlatmaktadır.

Marcus Graf’ın küratöryal dokunuşu, bu eserlerin her birini estetik birer obje olmanın ötesine taşıyarak birer felsefi metin olarak okunmasını sağlar. İnan’ın Mevlana ve Mesnevi’den süzülen öğretileri modern sanatın imkanlarıyla buluşturması, kimlik meselesine zamansız bir perspektif kazandırır. 24 Şubat 2026 tarihine kadar CerModern’de ziyaret edilebilecek olan bu sergi, Türkiye’nin en etkili yaşayan sanatçılarından birinin dünyasına adım atmak ve hafıza ile maneviyatın birleştiği o tılsımlı noktayı keşfetmek için kaçırılmaması gereken bir fırsat sunuyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3