
Köln’ün kış pusuna bürünmüş sokaklarından sıyrılıp Schönhauser Straße üzerindeki Zander Galerie’nin kapısından içeri girdiğinizde, sizi sadece siyahın değil, “Siyahlığın” binbir tonunu barındıran anıtsal bir sessizlik karşılıyor. Allana Clarke’ın “When” adını verdiği bu sergi, on yeni heykel-resim ve devasa bir triptik ile izleyiciyi modern sanatın hiyerarşilerini yıkan, ham ve politik bir malzeme estetiğiyle baş başa bırakıyor. İlk bakışta sadece karanlık birer yüzey gibi görünen bu yapıtlar, karşısında vakit geçirdikçe derinleşen, ışığı emen ve geri yansıtan topoğrafik haritalara dönüşüyor.
Keten tuvallerin üzerinde katmanlaşan bu formlar, aslında güzellik endüstrisinin en mahrem ve kültürel yüklü malzemelerinden biri olan siyah saç yapıştırma tutkalıyla inşa edilmiş. Clarke, bu viskoz maddeyi katman katman döküp elleriyle iterek, malzemenin donmaya başladığı o kritik eşikte bir deri dokusu yaratıyor. Galerinin ışığı altında bazen parlak ve pürüzsüz, bazen de parçalanmış ve mat görünen bu yüzeyler, sinir liflerini veya yara dokularını andırırken hem savunmasızlığı hem de muazzam bir direnci aynı anda hissettiriyor. Geleneksel güzellik ritüellerinin ve Afro-diasporik gerçekliklerin ağırlığını taşıyan bu tutkal, Clarke’ın ellerinde bir “çağdaş sfumato” tekniğine dönüşerek sınırların eridiği bir anlatı kuruyor.
Bu eserler arasında yürürken, siyahın sanat tarihindeki “yokluk” veya “olumsuzlama” imgesinden sıyrılıp nasıl bir imkanlar denizine dönüştüğüne şahitlik ediyorsunuz. Norman Lewis’in soyut dışavurumculuğundan Roy DeCarava’nın yumuşak gölgeli portrelerine uzanan Siyah Modernizmi ile diyalog kuran sanatçı, izleyiciyi feminenlik, aidiyet ve değer kavramlarını yeniden kurgulamaya davet ediyor. 23 Ocak 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan bu sergi, malzemenin sadece bir araç değil, başlı başına bir düşünce biçimi olduğu o büyüleyici ve performatif alanı keşfetmek için benzersiz bir fırsat sunuyor.






