
Bazı coğrafyalarda tarih, ders kitaplarındaki gibi bir kronolojiyle değil, duvarlardaki çatlaklarda, öğle sıcağının bıraktığı boşluklarda ve denizin hep aynı yerde duran dinginliğinde okunur. Kıbrıs, Yusuf Sevinçli’nin objektifinde tam da böyle bir duygu durumuna dönüşüyor. 2020–2025 yılları arasında adaya yaptığı ziyaretlerin bir tortusu niteliğindeki “REPUBLIC”, Girne’nin modern sanat duraklarından Art Rooms’da izleyiciyle buluştu. Yaklaşık 70 fotoğraftan oluşan bu seçki, adayı doğrudan tarif etmek yerine, gündelik hayatın içine sızmış, kanıksanmış katmanları görünür kılıyor.
Bu katın havası, alışık olduğumuz o parlak ada fotoğraflarının aksine, daha mesafeli ve derinlikli bir sessizlik barındırıyor. Sevinçli, Kıbrıs’ı bir tanık gibi belgelemekten ziyade, adanın ruhuna sinmiş o muğlak hali, nostaljiye yaslanmadan ortaya koyuyor. Sergi, izleyiciyi hızlı bir görsel tüketimden uzaklaştırıp, fotoğrafların içindeki bekleyişe ve ışığın değişimine ortak olmaya davet ediyor. Sanatçının kendi deyimiyle, bu seri bir beyanda bulunmak yerine, adanın kendi ritminde akıp gidiyor.
Yusuf Sevinçli’nin fotoğraf pratiği, bir “kanıt” üretme çabasından çok, disiplinli bir bakış üzerine kurulu. Seride kullanılan büyük format analog üretim, serginin genel ritmini ve ağırlığını belirliyor. Görüntü, anlık bir bilgi olmaktan çıkarak; durmayı, ayrıntılara bakmayı ve yüzeylerin altındaki hikâyeyi hissetmeyi talep eden bir alana evriliyor.
Direktörlüğünü Oya Silbery’nin üstlendiği sergide, büyük olaylar yerini küçük ayrıntılara bırakıyor. Mekânın sessiz otoritesi, insan figürlerinin önüne geçiyor; ışığın yüzeylerde bıraktığı izler ve bekleyiş anları, serginin asıl kahramanlarına dönüşüyor. Bu durum, sergiyi kesin sonuçlara varılan bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp, fotoğrafların içinde sakin ve dikkatli bir izleme hâline dönüştürüyor.
“REPUBLIC”, Kıbrıslılar ve adayı uzun süredir mesken tutanlar için içselleştirilmiş bir yakınlık duygusu vaat ediyor. En bilinen mekânlar bile Sevinçli’nin kadrajında içeriden bir bakışla yeniden beliriyor. Sanatçının 5 yıla yayılan bu görsel araştırması, adanın sadece yüzeyini değil, o yüzeyin altına gizlenmiş travmaları, umutları ve sıradanlığı da kapsıyor.
Kazan dairesinden dumanlar yükseliyor; sergi boyunca hissedilen o hafif puslu ve katmanlı atmosfer, adanın karmaşık yapısına bir gönderme niteliğinde. Gündelik hayatın sürdüğü, denizin hep aynı yerde olduğu ama hiçbir şeyin tam olarak netleşmediği o “ada hâli”, serginin en güçlü damarı.
ARUCAD Press tarafından yayıma hazırlanan sergi kitabıyla kalıcılaşacak olan bu seçki, bahar aylarında Girne rotasında olanlar için entelektüel bir durak sunuyor.
Tarih: 14 Nisan 2026 tarihine kadar
Mekân: Art Rooms, Girne, Kıbrıs






