
Bakmak ve görmek arasındaki o tekinsiz boşlukta, zihnin bir görüntüyü ışık söndükten sonra bile tutmaya devam etmesi fenomenine “görsel süreklilik” (persistence of vision) denir. Berlin’in mimari heybetiyle tanınan sanat durağı Gropius Bau, bu bahar bizi tam da bu kavramın kalbine, fotoğrafın hem bir belge hem de kimyasal bir kalıntı olarak gücünü tartıştığı devasa bir sergiye davet ediyor. Peter Hujar ve Liz Deschenes’in dünyalarını bir araya getiren bu seçki, nesiller arası bir diyalog kurarken, fotoğraf makinesinin sadece bir “kayıt cihazı” değil, aynı zamanda bir “zaman makinesi” ve “heykel aracı” olduğunu kanıtlıyor.
Peter Hujar’ın fotoğraflarına bakmak, 1970’lerin ve 80’lerin New York’unun o hırçın, kirli ama bir o kadar da entelektüel ve özgür ruhuna dokunmak gibidir. Stonewall ayaklanmasının hemen ardından gelen o patlama anı ile AIDS krizinin yarattığı derin yas dönemi arasında geçen süreçte Hujar, şehrin yeraltı dünyasının en sadık vakanüvisiydi. Ancak onun siyah-beyaz kareleri sadece birer belge değildir; onlar birer “itiraf”tır.
Hujar’ın kadrajına giren isimler sıradan figürler değil, New York avangardının ve kuir komünitesinin yapı taşlarıydı. Susan Sontag’ın keskin bakışı, Candy Darling’in trajik zarafeti ve David Wojnarowicz’in o meşhur, bir göze dokunan eli… Hujar, bu isimleri sadece fotoğraflamadı; onların savunmasızlığını, yorgunluğunu ve direnişini gümüş jelatin kağıdın üzerine kazıdı. Onun sanatında insan, hayvan ya da şehir yıkıntıları arasında bir hiyerarşi yoktur; terk edilmiş bir bina da, ölüm döşeğindeki bir sanatçı da aynı derecede “canlı” ve aynı derecede “fani”dir. Hujar’ın vizyonu tavizsizdir; o, karanlığın içindeki o keskin ışığı bulup çıkarırken izleyiciyi de bu dürüstlükle yüzleşmeye zorlar.
Serginin asıl büyüleyici yanlarından biri, Hujar’ın bu derin duygusal ve figüratif dünyasının arasına yerleştirilen Liz Deschenes’in çağdaş işleri. Deschenes, günümüz New York’unda yaşayan ve fotoğrafın ne olduğunu, daha doğrusu ne “olabileceğini” sorgulayan bir sanatçı. Onun işlerinde temsil edilen bir “konu” yoktur; konunun kendisi bizzat fotoğrafın yapı taşlarıdır: Işık, kimya ve zaman.
Deschenes, fotoğraf kağıdını bir heykel malzemesi gibi kullanır. Işığa maruz kalan, oksitlenen ve çevresindeki mekanı yansıtan devasa, gümüşi yüzeyler yaratır. Hujar’ın portreleri arasında birer “duraklama noktası” (interlude) işlevi gören bu işler, izleyiciyi yavaşlamaya ve fotoğrafın fiziksel varlığı üzerine düşünmeye iter. Bir görüntüye bakarken aslında neye bakıyoruz? Işığın bir yüzeyde bıraktığı kimyasal ize mi, yoksa o izin zihnimizde yarattığı hayale mi? Deschenes, bu soyut yaklaşımla fotoğrafı nostaljik bir anı olmaktan çıkarıp, “şimdi ve burada” olan mekansal bir deneyime dönüştürür. Gropius Bau’nun yüksek tavanlı salonlarında bu gümüşi yüzeyler, izleyicinin kendi yansımasını da içeri alarak yaşayan birer organizmaya dönüşüyor.
Küratörlüğünü Eva Respini ve Monique Machicao y Priemer Ferrufino’nun üstlendiği bu sergi, iki sanatçı arasında doğrusal bir bağ kurmak yerine, dairesel bir etkileşim alanı yaratıyor. Hujar’ın figüratif yoğunluğu ile Deschenes’in maddesel soyutlaması birbirini dışlamak yerine tamamlıyor. Hujar’ın bir portresindeki o keskin siyahlar, Deschenes’in bir yerleştirmesindeki metalik griyle buluştuğunda, fotoğrafın sadece bir “görüntü” değil, bir “görüş netliği” meselesi olduğunu anlıyorsunuz.
Sergi, Berlin için de bir ilki temsil ediyor. Her iki sanatçının bu çaptaki ilk büyük Berlin buluşması olan bu proje, fotoğrafın sınırlarını genişletiyor. Sanatseverler burada sadece New York’un tarihini izlemekle kalmıyor, aynı zamanda görsel algının nasıl inşa edildiğine dair bir deneye ortak oluyorlar. Eğer fotoğrafın sadece deklanşöre basmakla ilgili olduğunu düşünüyorsanız, Gropius Bau’daki bu sessiz ama gürültülü diyalog fikrinizi kökten değiştirebilir. Berlin’in bu bahar en çok konuşulan sergilerinden biri olmaya aday bu buluşma, görsel hafızanın ne kadar inatçı ve ne kadar “sürekli” olduğunu kanıtlıyor.
Sergi: Persistence of Vision
Sanatçılar: Peter Hujar / Liz Deschenes
Mekan: Gropius Bau
Adres: Niederkirchnerstraße 7, 10963 Berlin
Tarih: 19 Mart – 28 Haziran 2026
Küratörler: Eva Respini, Monique Machicao y Priemer Ferrufino
Hafızalara kazınacak bu sergiyi gezmeyi biz de sabırsızlıkla beliyoruz ve eğer yolunuz oralara düşerse sizinde kaçırmamanızı öneririz.






