“Nigeria Imaginary: Homecoming” ve MOWAA’nın Doğuşu

KapıSokakGenel1 saat önce9 Tıklanmalar

Bir ulusu tanımlayan şey nedir? Sınırları cetvelle çizilmiş bir toprak parçası mı, yoksa o toprağın üzerinde yaşayanların, ondan uzaklaşanların ve ona geri dönenlerin zihinlerinde kurduğu bitmek bilmeyen hayaller mi? Nijerya, bir coğrafyadan ziyade, sürekli değişen, esneyen ve her kuşakla beraber yeniden icat edilen bir “imgeler sahası” olarak karşımıza çıkıyor. Batı Afrika Sanat Müzesi’nin (MOWAA) ev sahipliği yaptığı “Nigeria Imaginary: Homecoming” sergisi, tam da bu akışkan kimliğin peşine düşerek, izleyiciyi Nijerya’nın monolitik bir yapı olduğu yanılsamasından kurtarıp, onu bir süreç olarak görmeye davet ediyor.

Venedik’ten Benin City’ye: Bir Yüzleşmenin Anatomisi

2024 yılında 60. Venedik Bienali’nde Nijerya Pavyonu olarak uluslararası arenada büyük yankı uyandıran bu seçki, şimdi kendi topraklarına, asıl muhatabına dönüyor. Ancak bu “eve dönüş” (homecoming), basit bir lojistik operasyonun çok ötesinde. Venedik’in steril ve dışarıdan bakan gözlemciye hitap eden atmosferinden sıyrılan eserler, Benin City’nin tarihi ve kültürel dokusuyla birleştiğinde bambaşka bir enerji yaymaya başlıyor. Küratör Aindrea Emelife, sergiyi Nijerya içindeki tartışmaların, çelişkilerin ve umutların tam kalbine yerleştiriyor. Burada ulus kavramı artık akademik bir tartışma konusu değil; bizzat yaşanan, uğruna ter dökülen ve her sabah yeniden kurulan acil bir gerçeklik haline geliyor.

MOWAA kampüsünün farklı noktalarına yayılan sergi, izleyiciyi fiziksel bir yolculuğa çıkarırken aynı zamanda miras alınan anlatıları sarsan bir zihinsel antrenman yaptırıyor. Müzenin yeni araştırma ve koruma kanadında konumlanan bu işler, modern teknolojinin sağladığı olanaklarla kadim geleneklerin nasıl harmanlanabileceğini de somut bir şekilde kanıtlıyor.

On Bir Sanatçı, On Bir Farklı Rüya

Serginin asıl gücü, on bir farklı sanatçının oluşturduğu kuşaklararası diyalogdan geliyor. Her bir sanatçı, kendi Nijerya’sını masaya koyuyor. Bu Nijerya bazen bir arşiv belgesinin köşesinde gizli, bazen bir heykelin boşlukta bıraktığı tekinsiz gölgede, bazen de bir filmin parazitli seslerinde saklı.

  • Kelani Abass: Arşiv malzemelerini ve anıları, zamanın nasıl katmanlandığını gösteren görsel bulmacalara dönüştürüyor. Abass için geçmiş, dondurulmuş bir an değil, bugünü sürekli besleyen bir yakıt.

  • Ngozi-Omeje Ezema: Seramiği geleneksel kalıpların dışına çıkararak, boşlukta asılı duran binlerce parçadan devasa formlar inşa ediyor. Bu parçalanmışlık, aslında Nijerya’nın o çok sesli ama bir şekilde bir arada duran sosyal yapısının en zarif metaforu.

  • Yinka Shonibare: Sömürgecilik sonrası karmaşayı ve kültürel melezliği kendine has üslubuyla ele alan sanatçı, Nijerya’nın küresel tarihteki yerini ironik ve çarpıcı bir dille sorguluyor.

  • Precious Okoyomon: Bitkisel ve ekolojik dönüşümleri kullanarak, kimliğin de doğa gibi sürekli bir oluş, bozuluş ve yeniden doğuş döngüsünde olduğunu hatırlatıyor.

Sergi, Tunji Adeniyi-Jones’un Londra’dan gelen figüratif danslarından, Toyin Ojih Odutola’nın her bir çizgisiyle yeni bir deri inşa eden detaycı portrelerine kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Bazı sanatçılar için bu sergi, kendi ülkelerinde ilk kez bu kadar kapsamlı bir izleyici kitlesiyle buluşma şansı anlamına geliyor. Diasporadaki sanatçıların “uzaktan bakışı” ile yereldeki sanatçıların “içeriden sesi” birleştiğinde, Nijerya’nın sadece tek bir hikâyesi olmadığı, aksine birbirine teyellenmiş milyonlarca hikâyeden oluştuğu gerçeği tokat gibi çarpıyor.

MOWAA: Koruma ve Gelecek İnşası

Serginin serüveni, MOWAA’nın kurumsal vizyonuyla da kopmaz bir bağ içerisinden geçiyor. Benin City’de yükselen bu müze, sadece eserlerin sergilendiği soğuk bir depo değil; Batı Afrika mirasının korunması, araştırılması ve geleceğe taşınması için yaşayan bir laboratuvar. “Nigeria Imaginary: Homecoming”, müzenin bu korumacı ama yenilikçi duruşunun en önemli kanıtı.

Küratöryel ekip, Nijerya imgesini nostaljik bir romantizme hapsetmek yerine, onu tartışmalı ve canlı bir alan olarak sunarak büyük bir cesaret örneği sergiliyor. Sergi tasarımı, izleyiciyi sadece bir “gözlemci” olmaktan çıkarıp, bu kolektif hayal gücünün bir parçası haline getiriyor. Kimi zaman bir metnin içinde kayboluyor, kimi zaman bir filmin sarsıcı gerçekliğiyle baş başa kalıyorsunuz.

Anlamın Yeniden İnşası ve Kolektif Bilinç

“Homecoming”, bir serginin fiziksel olarak bir yerden bir yere taşınmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, sanatın kendi kökleriyle kurduğu o derin ve bazen de sancılı bağı temsil ediyor. Nijerya’nın ulusal kültürü nedir? Bu kültür nasıl üretilir ve kimin tekelindedir? Sergi boyunca karşınıza çıkan onca farklı materyal—tekstil, heykel, video, ses—aslında tek bir şeyi fısıldıyor: Kimlik, dondurulmuş bir miras değil, her an yeniden icat edilen bir süreçtir.

MOWAA kampüsünde yürürken, her köşede farklı bir Nijerya ile karşılaşıyorsunuz. Biri sömürge geçmişinin yüküyle baş etmeye çalışıyor, diğeri teknolojik geleceğin parlak ama belirsiz ışığına bakıyor. Bu sergi, Nijerya’nın sadece Batı Afrika için değil, tüm dünya sanatı için ne kadar hayati bir “deney alanı” olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Sonuç olarak, “Nigeria Imaginary: Homecoming”, bizi Nijerya’yı haritalardaki sabit hatlardan kurtarıp, sanatçıların fırçalarında, ellerinde ve zihinlerinde yarattıkları o sonsuz coğrafyada kaybolmaya davet ediyor. İzleyici galeriden ayrıldığında cebinde sadece estetik bir hazla değil, “Ben bu hayalin neresindeyim?” sorusuyla dönüyor. Ve belki de sanatın gerçek zaferi tam olarak bu soruda gizli.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3