Londra’da Ezber Bozan Bir Sergi: “Japanese Women Photographers: From the 1950s to Now”

TowerSokakLondra1 hafta önce201 Tıklanmalar

Londra’nın fotoğraf merkezli en vizyoner duraklarından The Photographers’ Gallery, bu sezon Japon fotoğraf tarihinin o ezbere bildiğimiz erkek egemen anlatısına meydan okuyan sarsıcı bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Daidō Moriyama ve Nobuyoshi Araki gibi devlerin gölgesinde inşa edilen küresel kabulleri kökten sarsmayı hedefleyen “Japanese Women Photographers: From the 1950s to Now” başlıklı sergi, ülkenin fetişleştirilmiş kültürel mitlerini tersyüz eden 27 kadın sanatçının üretimini yan yana getiriyor.

Galeri binasının dört katına yayılan bu devasa seçki, 20. yüzyıl Japonya’sının fotoğraf tarihindeki cinsiyet eşitsizliğini dengelemek gibi iddialı bir misyon üstleniyor. Ancak serginin bu asil derdi yer yer didaktik biyografilerin gölgesinde kalıyor; katlar arasındaki kopuk yerleşim planı ise sanatçıların pratiklerindeki o can alıcı ortaklıkları ve estetik gerilimleri görünmez kılabiliyor. Örneğin; Tomoko Yoneda’nın İngiltere’deki bir askeri üsten Irak’ı bombalamaya giden bir B-52 uçağını gökyüzünde yakaladığı triptiği ile Hiromix’in 90’lardaki o sevimli, pop otoportre serisinin yan yana asılması, küratöryel açıdan bir hedef sapması hissi uyandırıyor. Oysa Yoneda’nın Hiroşima ve Nagazaki’nin ruhsal yıkımını çağrıştıran bu sarsıcı karesi ile Lieko Shiga’nın Fukushima felaketinden etkilenen bir sahil kasabasında çektiği o karanlık portreleri arasında kurulacak kışkırtıcı bir bağ, serginin politik gücünü çok daha yukarı taşıyabilirdi.

Buna rağmen sergi, kelimelerin aradan çekilip fotoğrafların kendi aralarında sessizce fısıldaşmaya başladığı anlarda asıl gücünü ilan ediyor. Açılışı yapan Eiko Yamazawa’nın soyut, canlı renklerle örülü büyük ölçekli eseri, İkinci Dünya Savaşı’nın sancılı yıkımını belgeleyen siyah-beyaz karelerin kasvetine harika bir tezat katıyor. Hemen ardından, Toyoko Tokiwa’nın Yokohama’daki ABD askeri üssü yakınlarında varoluş mücadelesi veren seks işçilerini cesurca kadrajına aldığı o tarihi serisiyle karşılaşıyoruz. Bu sert gerçeklik, Tamiko Nishimura’nın sokak hayatını flu ve parçalı anlarla yakaladığı o tekinsiz akışkanlıkla birleştiğinde, izleyicide durdurulamaz bir hareket ve tekinsizlik hissi yaratıyor.

Serginin en sarsıcı ve politik olarak en dürüst duvarı ise şüphesiz Mao Ishikawa’nın üretimine ayrılan bölüm. Okinawa’daki ABD askeri üssünde bir dönem barmenlik yaparak bu fotoğrafları çeken Ishikawa; siyah Amerikan askerleri, yerel bar çalışanları ve çocuklar arasındaki sevgi dolu, mahrem yakınlığı inanılmaz bir dürüstlükle belgeliyor. Bu karelerin arka planında, Vietnam Savaşı’nın gölgesi ve Okinawa halkının Japon sömürgeciliğine karşı verdiği tarihi mücadele tüm çıplaklığıyla okunuyor. Hemen yanı başındaki Asako Narahashi imzalı manzara ise, göl dalgalarının objektife çarptığı o tedirgin edici açıdan Fuji Dağı’nı göstererek, suların altında kalmak üzere olan tekinsiz bir ülke otoportresi çiziyor.

Seçki, çağdaş Japon pop kültürünün en çok sömürülen ve fetişleştirilen figürlerinden biri olan shōjo imgesini de cesaretle masaya yatırıyor. Hiromix bu klişeyle otoportreleri üzerinden ironik bir oyun oynarken, Yurie Nagashima toplumsal cinsiyet rollerine kelimenin tam anlamıyla punk bir tokat indiriyor. Nagashima’nın kısa saçları, ağzındaki sigarası ve havaya kaldırdığı orta parmağıyla hamileyken çektiği o ünlü otoportresi, bugün hâlâ ilk günkü sarsıcı ve asi gücünü koruyor. Momo Okabe’nin işlerindeki kirli sarı ve pembe filtrelerin yarattığı tekinsizlik ile Rinko Kawauchi’nin doğanın döngüsüne odaklanan o yumuşak, nostaljik tonları arasındaki estetik çatışma ise serginin çok sesliliğini taçlandırıyor.

Tüm bu estetik gerilimler, küratöryel dağınıklığına rağmen serginin asıl büyük başarısını ortaya koyuyor: Karşımızda geçmişiyle, travmalarıyla ve kimliğiyle durmaksızın hesaplaşan, kabuk değiştiren dinamik bir Japonya var. Geleneksel tabuları yıkan kadınların vizyonuyla şekillenen bu cesur ve zengin hafıza arşivi, 27 Eylül 2026 tarihine kadar ziyaretinizi bekliyor. Yolunuz Londra’ya düşerse, Japonya’nın o cilalı vitrininin arkasındaki gerçek ve hırpalanmış yüzle tanışmak için bu sergiyi mutlaka rotanıza ekleyin.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3