Kimyasal Sakinliğin Altındaki Arıza: Wang Pei’nin “Sertraline” Sergisi

TowerLondraSokak1 saat önce17 Tıklanmalar

Bugün hissetmemek, her şeye karşı biraz uyuşuk kalmak modern dünyada bir hayatta kalma stratejisi. Wang Pei, ismini bir seçici serotonin geri alım inhibitöründen (SSRI) alan sergisinde, duyguların ilaçlarla, normlarla ve toplumsal beklentilerle bu denli yönetildiği bir çağda, kendi çıplak hislerimize ne olduğunu sorguluyor. Ama bunu didaktik bir medikal eleştiriyle değil, doğrudan bedenin diliyle yapıyor.

Sergideki resimlerin büyük çoğunluğunda figürlerin yüzünü göremiyoruz; bize arkalarını dönmüşler. Mesela pamuklu bir yakanın üzerinden yükselen açık bir ense, karanlık bir boşluğa doğru çekilen bir sırt hattı ya da ipek bir elbisenin parıltısı içine sıkışmış gergin omuzlar…

Sanatçı yüzü ve dolayısıyla açık bir ifadeyi bizden gizledikçe, bakışımız ister istemez mikro jestlere, omuzların dikliğine ve duruşlardaki gerilime kayıyor. Kıyafetler burada estetik birer parça değil; altındaki bastırılmış fırtınayı saklamaya yarayan pürüzsüz, psişik birer koruma kalkanı gibi. Resimler bize açıkça bağırmıyor, sakin görünmeye çalışırken titreyen bir beden gibi içeriden sızlıyor.

Parçalanmış Kimlik ve Sinematik Kesintiler

Yüzler nihayet belirdiğinde ise bizi rahatlatacak bir bütünlük sunmuyorlar. La chair adlı eserde, kadraj bir yüzün iki gözüne o kadar yakından odaklanıyor ki, sinematik bir montaj masasında kesilmiş gibi duruyor. Aynı yüzün saliselerle ayrılmış iki farklı anı, aralık kalmış bir dudak…

Wang Pei için kimlik, nüfus cüzdanındaki o sabit, dondurulmuş fotoğraf değil; zamanın içinde sürekli kayan, parçalanan ve asla tek bir kareye sığmayan akışkan bir şey. Resimler bir sona bağlanmayı, izleyiciyi teselli edecek bir çözüme ulaşmayı reddediyor. Tam bir şey söyleyecekken susuyor ve geride tekinsiz bir boşluk bırakıyor.

Boya Bir Ten Gibi Davrandığında

Eserlerin asıl vuruş gücü boyanın maddeselliğinde saklı. Tuval üzerindeki kalın katmanlar, fırçanın sertçe çekildiği ince alanlar ve kazımalar, aslında sanatçının malzeme üzerindeki fiziksel direncini ve teslimiyetini kaydediyor.

Boya, tuvalde adeta bir cilt gibi işliyor: Bazı alanlar sakinleşmeye zorlanmış pürüzsüz bir ten taklidi yaparken, hemen altından tamamen yok edilemeyen bir ajitasyon, katmanlaşmış bir iç sıkıntısı fırlıyor. Zaman doğrusal akmıyor, mekan sürekli kayıyor; dokular ve duruşlar sergi boyunca hafızadaki takıntılı sahneler gibi ufak nüanslarla kendini tekrar ediyor.

Sertraline, uyuşmanın en az dirençli ve en konforlu yol haline geldiği bir çağda, hissetmenin o ağır, köşeli ve pürüzlü yüküne sahip çıkma inadı. Serginin hissettirdiği o derin yalnızlık, bir terk edilmişlik değil; dışarıdaki tüm o hazır üretim kalıplara ve hap gibi yutturulan normlara rağmen, insanın kendi çıplak algısına karşı sorumlu kalma çabası.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3