
Jana Schröder’ın tuvale yaklaşımını kavramanın belki de en kestirme yolu şu basit soruyu sormaktan geçiyor: Bu iç içe geçmiş, çılgın çizgiler tam olarak neyi yazıyor? Karşılığında alacağınız cevap ise koskoca bir hiçlik. Ve inanın bana, Alman sanatçının tam olarak arzuladığı şey de bu okunaksızlığın ta kendisi.
Bugün çağdaş resmin en büyük meselelerinden biri olan kendini meşrulaştırma krizini Schröder, tamamen resmetme eyleminin bizzat kendi bedenselliği üzerinden çözüyor. Tuvalin üzerindeki o birbirine dolanmış, frenetik renk ve boya katmanları dışarıdan bakıldığında klasik bir soyut dışavurumu andırsa da; aslında sıradan bir el yazısının, düşünceli bir anımızda kâğıt kenarına yaptığımız o bilinçsiz karalamaların estetiğine göz kırpıyor.
Öte yandan, sanatçıyı geçmişte o tanıdık, ağırbaşlı ve monokromatik tuvalleriyle bilenler için yeni işlerin ciddi bir şok dalgası yaratacağını söylemem gerek. Schröder, özellikle Skarstedt Gallery’nin Paris mekânında sergilediği Équipe Tachistoscopique serisiyle ulaştığı o kavramsal renk araştırmasını, artık yepyeni ve cüretkâr bir tonal özgürlükle aşıyor. İlk kez bu kadar canlı, doygun ve iştahlı renklerle yüzleşiyoruz onun tuvallerinde.
Sanatçının atölyesindeki üretim süreci de en az resimlerin kendisi kadar ironik bir çatışma barındırıyor. Her yeni seriye başlamadan önce kendine acımasız kurallar koyuyor: Sınırlı bir renk paleti seçiyor veya katı bir kompozisyon iskeleti belirliyor. Ancak fırça tuvale değdiği an, tüm bu sınırları ihlal etmek ve esnetmek için harekete geçiyor. O dışarıdan fazlasıyla anlık ve spontane duran karalamaların ardında, aslında muazzam bir özdenetim ve gizli bir gerilim yatıyor.
1983 doğumlu sanatçının Kunstakademie Düsseldorf’ta Albert Oehlen gibi sınırları zorlayan bir ustadan eğitim almış olması, pratiğindeki bu kontrollü kaosu çok iyi açıklıyor. Oehlen’den devraldığı o kavramsal iskeleti; şimdi Napoli’deki Alfonso Artiaco’dan Skarstedt’in Londra ve Paris mekânlarına uzanan uluslararası bir sahnede, kendi özgün ve okunaksız el yazısıyla baştan yazıyor.
Sergi 30 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilir.






