
Bugün rotamızı İspanya’nın güneş yanığı topraklarına, Extremadura bölgesinin tozlu yollarına çeviriyoruz. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, “Modern Klasikler” dizisine 2025 yılında çok sarsıcı, kısa ama etkisi sayfa sayısından çok daha büyük bir eser ekledi: Miguel Delibes’in ölümsüz yapıtı “Masum Azizler”.
Saliha Seniz Coşkun ve Esra Kılıç’ın özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu roman, bizi 1960’ların İspanya’sında bir “küçük evren”e davet ediyor. Ancak bu evren, ne yazık ki adaletin değil, keskin toplumsal hiyerarşilerin hüküm sürdüğü bir yer.
Miguel Delibes, İspanya İç Savaşı sonrası edebiyatın en güçlü seslerinden biridir. Onun kalemini özel kılan, yoksullara duyduğu derin empati ve İspanya’nın kırsal geleneklerine olan kopmaz bağlılığıdır. Masum Azizler‘de bu özellikleri zirveye ulaşır.
Hikâye, Extremadura’daki bir çiftlikte yaşayan, sefalet içinde hayata tutunmaya çalışan taşralı bir ailenin etrafında döner. Bu çiftlikte dünya ikiye ayrılmıştır:
Emir Verenler: Her şeye sahip olan, hizmetkârlarını birer eşya gibi gören efendiler.
İtaat Edenler: Her türlü koşulda boyun eğen, varoluşlarını sefaletle tanımlayan hizmetkârlar.
Romanın kalbinde, zihinsel engelli Azarías karakteri yer alır. Azarías, doğayla o kadar iç içedir ve canlılara o kadar büyük bir sevecenlikle yaklaşır ki; o, kirlenmiş bir dünyada masum kalmayı başaran bir aziz gibidir. Delibes, Azarías üzerinden insanı insanlıktan çıkaran toplumsal hiyerarşinin sonuçlarını, bir masumun gözünden çarpıcı bir şekilde yüzümüze çarpar.
“Masum Azizler, sadece bir dönemin İspanya’sını değil, insanın insan üzerindeki tahakkümünün evrensel ve acımasız öyküsünü anlatır.”
Derin Empati: Delibes’in yoksulların dünyasına bakışı o kadar samimidir ki, okurken o çaresizliği iliklerinize kadar hissedersiniz.
Kısa ve Sarsıcı: Sadece 104 sayfa olmasına rağmen, sayfalar bittikten sonra uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir kurguya sahip.
Sinematik Hassasiyet: Romanın 1984 yılında Mario Camus tarafından çekilen film uyarlaması, Cannes Film Festivali’nde büyük başarı elde etmiştir. Bu da metnin ne kadar güçlü görsellere ve duygulara sahip olduğunun bir kanıtıdır.
Eğer toplumsal eşitsizliği, doğa-insan ilişkisini ve “masumiyet” kavramını usta bir kalemden okumak isterseniz, İş Kültür etiketli bu yeni klasiği mutlaka listenize eklemelisiniz.
Keyifli ve bol tefekkürlü okumalar dilerim!






