
Sevgili kitap tutkunları, aidiyet duygusunun o karmaşık dehlizlerinde kaybolmayı sevenler; bugün masamızda, İtalya’nın tozlu kırsalından yükselen, hem çok sert hem de bir o kadar şefkatli bir ses var. Domingo Yayınevi etiketiyle bizlerle buluşan, 2017 Premio Campiello ödüllü Donatella Di Pietrantonio imzalı “Geri Verilen Kız” (L’Arminuta).
Bu roman, sadece bir “yoksulluk” hikâyesi değil; bir çocuğun, dünyadaki yerini ararken nasıl ikiye bölündüğünün sarsıcı anlatısı.
On üç yaşındasınız. Kitaplarla dolu, piyano seslerinin yankılandığı, her arzunuzun sevgiyle karşılandığı bir şehir hayatınız var. Sonra bir gün, babanız sizi bir kapıya bırakıyor. O kapının ardında ise bilmediğiniz bir lehçe, beş kardeş, yoksulluk ve size kızım diyen ama tamamen yabancı bir kadın var.
Kitaba adını veren Arminuta, yerel lehçede geri verilen anlamına geliyor. Kahramanımız, neden geri verildiğini bilmeden, iki anne ve iki farklı hayat arasında savrulurken, aslında kime ait olduğunu bulmaya çalışıyor.
“Geri Verilen Kız”ı okumak, bir İtalyan neorealizm filminin içine düşmek gibidir. Bu atmosferi ruhunuzda hissetmek için size küçük bir önerim var:
Müzik: Arka planda Ludovico Einaudi’nin Divenire albümü ya da Max Richter’in Lullaby parçası çalsın. Piyanonun o tekrarlayan, hem hüzünlü hem de dirençli tınıları, Arminuta’nın iç dünyasıyla harika bir uyum yakalayacaktır.
Hava: Eğer mümkünse, hafif rüzgârlı bir öğleden sonra, güneşin odaya dik açıyla vurduğu bir köşeye çekilin. Toz taneciklerinin ışıkta dans edişini izlemek, kitabın kırsal dokusunu güçlendirecektir.
İçecek: Sert bir İtalyan espressosu ya da sadece su. Kitabın o “susuz kalmışçasına” dürüst anlatımı, fazladan tatlı bir şeye ihtiyaç bırakmıyor.
Ben Arminuta’ydım, yani geri verilen. Konuştuğum dil başka bir dildi ve kime ait olduğumu bilmiyordum…
Donatella Di Pietrantonio, terk edilişin acısını ajitasyona kaçmadan, adeta bir cerrah titizliğiyle işliyor. Ancak hikâyenin içinde bir umut ışığı var: Küçük kız kardeş Adriana. Adriana, ablası için hem bu sert dünyaya bir giriş bileti hem de hiçbir annenin veremediği o sarsılmaz aidiyetin simgesi haline geliyor.
“Geri Verilen Kız”, bir oturuşta okunacak kadar akıcı ama bittikten sonra günlerce zihninizde “Sahi, biz kime aitiz?” sorusunu yankılatacak kadar derin bir roman.
Keyifli ve derin okumalar dilerim!






