
Sanat dünyasının devlerinden Hauser & Wirth cephesinden harika bir haberimiz var! Galerinin başkanları Iwan Wirth, Manuela Wirth ve Marc Payot, Berlin’deki Galerie Isabella Bortolozzi ile birlikte artık efsanevi sanatçı Carol Rama’nın mirasını temsil edeceklerini duyurdular.
Peki, eserleriyle tabuları yıkan Carol Rama kimdi? Rama, yedi on yılı aşan sanat hayatı boyunca arzu, fedakarlık, erotizm ve baskı gibi zorlu temaları korkusuzca işleyen, tek kelimeyle radikal bir isimdi. Gençliğinde İtalya’ya hakim olan faşist ideolojilere ve toplumun katı kurallarına karşı kendi görsel evrenini inşa ederek; toplumsal cinsiyet ve cinsellik üzerine dayatılan tüm kalıpları altüst etti. Sınırları aşmanın özgürleşmeye giden yegane yol olduğuna inanan Rama, resim, çizim, heykel ve baskı arasında hiçbir hiyerarşi kurmadan hepsini o eşsiz yaratım sürecine dahil etti. Sanatçının şu sözleri aslında onun tutkulu ruhunu ne güzel özetliyor:
“Kendime olan güvenim sadece doldurulması gereken bir kağıt parçasının karşısında var oluyor. Çalışmak, korkularımı uzaklaştırmanın tek yolu. Benim isyanım resim yapmaktan ibaret.”
Bugün 20. yüzyılın en özgün ve nev-i şahsına münhasır sanatçılarından biri olarak kabul edilse de, Rama’nın uluslararası alanda hak ettiği değeri görmesi biraz zaman aldı. İtalya’da düzenli olarak sergiler açmasına rağmen, eserleri 1990’ların sonlarına kadar küresel çağdaş sanat sahnesinde ne yazık ki pek yer bulamadı. Ancak yeni nesil sanatçıların, küratörlerin ve eleştirmenlerin onu yeniden keşfetmesiyle her şey değişti! Sanatçının 2003 Venedik Bienali’nde aldığı Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü, bu gecikmiş takdirin en güzel kanıtıydı. Ardından Stedelijk Museum (1998), MACBA (2014), Musée d’Art Moderne de Paris (2015), New Museum (2017) ve Schirn Kunsthalle (2024) gibi dünyanın en prestijli kurumlarında açtığı muazzam kişisel sergilerle adını sanat tarihine altın harflerle yazdırdı.
Şimdi ise sanatseverleri yepyeni bir heyecan bekliyor. Carol Rama’nın Hauser & Wirth çatısı altındaki ilk kişisel sergisi, Mayıs 2026’da New York’ta kapılarını açacak. Bu asi ve özgür ruhun eserlerini böylesine güçlü bir galerinin sunumuyla izlemek için şimdiden sabırsızlanıyoruz!






