
Sanatın ve ekolojinin geleceğine dair en kışkırtıcı diyaloglardan biri Avusturya’nın Dornbirn kentinde yankılanıyor. Kunstraum Dornbirn, kapılarını Çek sanatçı Anna Hulačová’nın büyüleyici ve bir o kadar da düşündürücü dünyasına açmış durumda. 1 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu solo sergi, bizi bildiğimiz dünyanın ötesine, makinelerin bitkilerle, insanların böceklerle iç içe geçtiği hibrit bir geleceğe davet ediyor.
Anna Hulačová’nın sanatı, ekoloji ve tarım temaları etrafında şekillenen; iyimserlik ile karamsarlığın, geçmiş ile geleceğin çarpıştığı bir evren sunuyor. Sanatçı, günümüz dünyasının ve gelecekteki olası durumlarımızın yarattığı o gerilimli “ara bölgeyi” heykelleriyle somutlaştırıyor.
Hulačová, teknik ve estetik dili kurarken oldukça ilginç malzemeleri bir araya getiriyor:
Beton: Modern endüstrinin ve Sovyet Brutalizmi’nin soğuk dokusu.
Seramik ve Ahşap: Geleneksel el sanatlarının ve Çek halk sanatının sıcak, organik mirası.
Hibrit Formlar: Teknik makineler, bitkiler ve hayvanlar öyle bir ustalıkla birleştiriliyor ki, bu varlıkların artık sadece dünyevi kurallara bağlı olmadıklarını hissediyorsunuz. Vücutları ve işlevleri dönüşmüş, birbirine geçmiş makinemsi canlılar karşımızda duruyor.
Serginin en dikkat çekici kısımlarından biri, sanatçının “Alienbees” (Uzaylı Arılar) serisi. Hulačová, arıların parazitlerden korunmak için geçirdiği evrimsel mekanizmalardan esinlenerek, bu canlıları birer kurtarıcı figür olarak kurguluyor.
Canlı Heykeller: Bazı heykeller sadece arı figürü taşımıyor, bizzat arı kovanı olarak tasarlanmış durumdalar. Sanatçı, ahşap figürlerin içine arı kolonilerinin petek inşa etmesine izin veriyor.
Ruhun Sembolü: Heykellerin içindeki bu petekler, merkezi organların yerini alarak “ruhu” sembolize ediyor. Arılar burada sadece tozlaştırıcı değil, besin zincirinin ve yaşamın özü olarak karşımıza çıkıyor.
“Alienbees, save us, please!” (Uzaylı arılar, lütfen kurtarın bizi!) — Sanatçının Białystok sergisinden bu yana yankılanan ritmik çağrısı, Dornbirn’deki yerleştirmelerde de hissediliyor.
Hulačová’nın form dili, sadece biyolojiden değil, derin bir tarihsel ve kültürel birikimden besleniyor. Sanatçının aile geçmişinde de yer alan Çekoslovakya dönemindeki komünist zorunlu kolektifleştirme ve sürgün süreçleri, eserlerinin alt metninde tarım tarihine dair bir hüzün barındırıyor.
Çek Halk Sanatı: Geleneksel figürlerin zarafeti.
Sovyet Brutalizmi: Heykellerin anıtsal ve sert yapısı.
Fütürizm: Hareketin ve teknolojik dönüşümün estetiği.
Hulačová’nın temel inancı şudur: “Dünü anlamak, bugünle diyalog kurmak ve yarını şekillendirmek.” Bu doğrultuda Kunstraum Dornbirn için özel olarak kurgulanan bu sergi, yeni çalışmalarla mevcut eserleri mekanın ruhuna uygun bir anlatı içinde birleştiriyor.
Dornbirn’in endüstriyel atmosferinde, devasa tavanların altında yükselen bu hibrit devleri görmek, modern insanın doğa ile kurduğu hasarlı bağı yeniden düşünmek için sarsıcı bir deneyim sunuyor.






