Günümüzün en büyük kaygısı, gerçekliğin artık hiper-bireyselleşmiş dijital algoritmalar tarafından parçalanmasıdır; öyle ki, realist bir roman yazmak bile imkânsız hale gelmiştir. Yazar McKenzie Wark’ın bu “Epistemik Kriz” teşhisi, Oslo’daki MUNCH Triennale’nin “Almost Unreal” (Neredeyse Gerçekdışı) sergisinin çarpıcı bağlamını oluşturuyor. Sergi, 19. yüzyılın sanayileşme çağına eşlik eden doğaüstü hayranlığı, günümüzün teknolojik kaygılarıyla yan yana getirerek, 26 sanatçının eserini çeşitli gerçeklikler arasındaki düğüm noktaları olarak sunuyor.
Sergiye girdiğimizde, parlak kraliyet mavisi duvarlar hemen dikkat çekiyor. Bu renk, hem erken Windows sistemlerinin “mavi ölüm ekranını” hem de konuları izole edip simüle edilmiş gerçeklikler yaratan chromakey illüzyonizmini çağrıştırıyor.
Hayaletler, Oyunlar ve Gezegenin İntikamı
Sergideki eserlerin birçoğu, teknoloji ve maneviyat arasındaki eşikleri araştırıyor:
-
Gecikme ve Hayaletler: Simone Forti’nin küçük ama büyüleyici hologramı, izleyiciden etrafında dönmesini isteyerek, hayaletleri ve aksaklıkları (glitch) — yani gerçek olmayan ama öyle görünen şeyleri — anıyor.
-
Gezegenin İsyanı: Alice Bucknell’ın yeni eseri “Earth Engine”, bir video oyunu formatı kullanarak insanları protagonist olmaktan çıkarıyor. Oyunun kuralı: Ne kadar acele ederseniz, hava o kadar öfkelenir. Bu, kapitalist hızlanmaya karşı gezegenin nihayet isyan edebileceği fikrinin güçlü bir alegorisidir.
-
Kıtalararası Bellek: Himali Singh Soin ve Priyageetha Dia gibi sanatçılar, sömürgecilikten ve yerinden edilmeden kaynaklanan gezegen hayaletlerini araştırıyor. Dia’nın Spectre System‘i, Malay Yarımadası’ndaki plantasyon emeğinin perili mekânlarını incelerken, Firas Shehadeh’in filmi Dreamcore, Grand Theft Auto V’nin kurgusal kentini kullanarak Filistin’deki vatanıyla Yerli aktivist hareketler arasında çarpıcı bir dayanışma kuruyor.
-
Dijital Ölümsüzlük: Natasha Tontey’nin çalışması, denizde kaybolup bulunan ancak sanal ve gerçeklik arasında yaşayan babasının hikayesini ele alıyor.
Doğanın Arşivlenmesi ve İyileşme
Emilija Škarnulytė’nin devasa asılı tekstil enstalasyonu, müzeyi iki kat boyunca sarıyor. Okyanus mavisi fonunda tek hücreli organizmaları gösteren bu eser, hem karasal yaşamın suyla olan kökenini hem de Oslo fiyortlarında bile görülen, deniz yaşamının ölebildiği oksijensiz ölü bölgelerin üzücü gerçekliğini yansıtıyor. Sven Påhlsson’un dijital videosu ise, Kuzey Amerika Sitka ağaçlarının yerel ekolojileri tehdit ettiği Norveç’in Batı bölgesini anarak, biyolojik çeşitliliğin yakında sadece dijital rekonstrüksiyonla deneyimlenebileceği korkusunu ortaya çıkarıyor.
Bu sergi, Gayatri Spivak’ın dediği gibi, içinde bulunduğumuz hayal gücü krizinden sanat ve edebiyat aracılığıyla zihnimizi eğitmemiz gerektiği çağrısını yapıyor.
Sergi Bilgileri Özeti
-
Eser Adı: Almost Unreal
-
Mekan: MUNCH Triennale, Oslo, Norveç
-
Tarih: 15 Kasım 2025 – 22 Şubat 2026
-
Küratörler: Tominga O’Donnell ve Mariam Elnozahy












