
Sergi: To the Dance: Eight Works by Nancy Spero 1926–2009
Mekan: Frith Street Gallery
Tarihler: 3 Temmuz – 7 Ağustos 2026
Nancy Spero çok kez dışlandı. Erkek sanatçıların hâkim olduğu New York sanat dünyasında onlarca yıl görünmez kaldı, geç tanındı, uzun süre marjinal olarak etiketlendi. Ve bütün bu süre boyunca yaptığı şey şuydu: kâğıt üzerine, bant bant, parçayı parçaya ekleyerek 20. yüzyılın en sarsıcı feminist sanat arşivlerinden birini inşa etti.
1926’da Cleveland’da doğan ve 2009’da Manhattan’da hayatını kaybeden Spero’nun kariyer yayı olağandışı. Paris’te geçirdiği 1950’ler ve erken 60’larda tuval üzerine yağlıboya çalışmaları yaptı — karanlık, hüzünlü tablolar. Amerika’ya döndüğünde, Vietnam Savaşı’nın sokaklara taşan şiddetiyle ve kadın hakları hareketinin yükselen sesiyle karşılaştı. Ve bir kararla tuval üzerine yağlıboyayı bıraktı: “çok kahraman, çok yerleşik, çok erkek” bulduğu için. Kâğıda geçti — parçalanabilir, hafif, taşınabilir, hiyerarşik değil. Damgalar, baskılar, kolajlar.
“Torture of Women” (1976), 20 inç yüksekliğinde ve 125 feet uzunluğundaki bir kayıt belgesidir: farklı tarihlerden ve kültürlerden işkence mağduru kadınların ifadelerini ve imgelerini bir araya getirir, birbirinin içine örer. Bu iş, feminist sanatın en abidevi yapıtlarından biri olarak tarihe geçti.
Ama Spero’nun son döneminin bir başka yüzü vardı: dans ve özgürleşme. Kariyerinin son on yıllarında inşa ettiği yaklaşık 300 figürlük panteon içinde dans eden atletler, uçan tanrıçalar, kutlayan kadın bedenlerini giderek daha çok gördük. Antik Mısır, Yunan ve Kelt dini ikonografisinden devşirilmiş bu figürler, Spero’nun çok boyutlu bir “kadın protogonist” vizyonunun taşıyıcıları.
“To the Dance” başlığı bu dönemi işaret ediyor. Frith Street Gallery’nin Spero mirası üzerindeki temsil yetkisini devralmasından bu yana, galeri her yıl seçilmiş bir grup işle sanatçının sesini gündemde tutuyor. Bu yaz sekiz iş seçilmiş — birbirinden farklı dönemlerden olduğu tahmin edilebilir, ama başlık dans figürlerini merkeze alıyor.
Spero’nun Tate Modern koleksiyonunda ve MoMA’da eserleri bulunuyor. Centre Pompidou ve Serpentine Gallery gibi kurumlar büyük retrospektifler düzenledi. Ama bu ölçekteki bir galeride, sekiz yapıtla yakın mesafeli bir buluşma, müze koridorlarının sunamayacağı bir şey sunuyor: yakınlık. Spero’nun kâğıtları dokunmak için değil ama yakından görülmek için yapılmış; her biri hem bir belge hem bir çığlık hem de —şimdi— bir davet.
Golden Square’in sessiz avlusunda Temmuz’da bu sekiz yapıtı görmek için bir neden daha var: Frith Street Gallery, Londra’nın en köklü programlarından birine ev sahipliği yapıyor. Lucian Freud, William Kentridge, Elina Brotherus gibi isimlerin geçtiği bu duvarlar, Spero’nun da hak ettiği yerde durmasını sağlıyor.