
Londra’nın tarihi dokusunu sırtında taşıyan Pall Mall caddesi, bu günlerde çok özel bir açılışa ve sanat tarihindeki o coğrafi sınırları flulaştıran devasa bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. 1902 yılında inşa edilen Edward tarzı ikonik bir binanın zemin katında kapılarını açan Sundaram Tagore Gallery, Londra’daki bu yeni mekanını kelimenin tam anlamıyla bir manifesto ile taçlandırıyor: Hybridity and Belonging in Contemporary Art.
Önümüzdeki hafta kapılarını açacak olan bu açılış sergisi; Asya’dan gelen ve Asya kültüründen ilham alan, melezliği, yerinden edilmeyi, nostaljiyi ve en önemlisi tek bir kimliğe sığmayı reddeden uluslararası sanatçıları bir araya getiriyor. Doğu ve Batı’nın görsel dillerini, tekniklerini ve felsefelerini aynı potada eriten bu seçki, çağdaş sanat kanonuna çok katmanlı bir zenginlik katıyor.
Sergiyi gezerken, her biri kendi kültürel köklerinden kopardığı otantik elementleri modern bir dille yeniden üreten dev isimlerle karşılaşıyoruz. İşte o odalarda dikkatimizi hemen üzerine çekecek olan bazı zirve noktaları:
Hiroshi Senju’nun Evrensel Şelaleleri: On yıllardır şelalelerin o hipnotik ve ilkel gücünü tuvale aktaran Senju, bu sergiye yepyeni bir işle katılıyor. Japon kültürünün doğaya duyduğu o köklü saygıdan beslenen sanatçı, şelaleleri sadece bir manzara olarak değil; tüm insanlığı ortak bir huşu ve hayranlık duygusunda birleştiren evrensel birer anıt olarak sunuyor.
Chun Kwang Young’ın “Hanji” Katmanları: Koreli usta, geleneksel hanji ile sardığı binlerce küçük üçgen formu asamblajlar halinde bir araya getiriyor. Chun’un işleri, Kore mirasının taşıdığı o kolektif hafıza ve duyarlılık ile Amerika’da aldığı eğitimin getirdiği kavramsal özgürlüğün muazzam bir evliliği niteliğinde.
Sergide sadece estetik bir haz değil, toplumsal hafızanın can yakıcı pürüzleri de kendine yer buluyor:
Tayeba Begum Lipi ve Sıradan Şiddet: Bangladeşli sanatçı Lipi, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız nesneleri jiletler kullanarak yeniden ürettiği o meşhur heykel serisiyle sergide. Jilet, Bangladeş’in taşra bölgelerinde hem doğum esnasında kullanılan ilkel bir alet hem de kadınların maruz kaldığı yapısal şiddetin keskin bir sembolü. Karşımızdaki nesneler hem cezbedici derecede parlak hem de dokunulamayacak kadar tehlikeli.
Kenny Nguyen’in Akışkan İpeği: Vietnam asıllı Amerikalı genç yetenek Nguyen, anavatanının en önemli kültürel değerlerinden biri olan ipeği boyayarak şeritler halinde kesiyor ve onlardan ritmik, üç boyutlu devasa duvar enstalasyonları kurguluyor. İpek burada sadece bir malzeme değil, göçmenliğin o esnek ve bükülebilir doğasını anlatan birer omurga.
Anila Quayyum Agha’nın ışık oyunlarından Zheng Lu’nun çeliğe akışkanlık kazandıran heykellerine; Miya Ando, Trishla Jain, Jane Lee, Sohan Qadri, Neha Vedpathak ve Robert Yasuda gibi isimlerin işlerine uzanan bu sergi, Sundaram Tagore Gallery’nin küresel ve kültürlerarası misyonunu Pall Mall’ın o ağırbaşlı mimarisine mükemmelen mühürlüyor. Film gösterimleri, paneller ve canlı performanslarla da desteklenecek olan bu iki katlı yeni sanat vahası, Londra rotanıza kesinlikle taze bir soluk getirecek.
📍 Yer: Sundaram Tagore Gallery, 27 Pall Mall, Londra
🗓️ Sergi Tarihleri: 26 Mayıs – 20 Haziran 2026 (Yeni açılıyor!)






