
Londra’nın haziran ayındaki o en hareketli sanat günlerine doğru şimdiden zihinsel bir yolculuğa çıkıyoruz. 2000 yılında Buenos Aires’te doğan; Royal Academy of Arts, Bath Spa, Central Saint Martins ve San Andrés gibi prestijli kurumlarda eğitim aldıktan sonra Londra’ya yerleşen genç sanatçı Benito Ekmekdjian, yaklaşan London Gallery Weekend (5–8 Haziran 2026) kapsamında General Assembly galerisinde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Sanatçının bu çok uluslu eğitim ve yaşam hattı, aslında pratiğinin coğrafi haritasını değil, tuvallerinde amansızca hissettiğimiz o garip ve lirik yurtsuzluğun asıl adresini fısıldıyor.
Ekmekdjian, resmi sadece bir mecra olarak değil, dünyada sevdiği ve değer verdiği her şeyin bir arada güvenle var olabildiği yegâne sığınak alanı olarak görüyor. Hafıza, çeviri ve dil temalarına yoğunlaşan sanatçı; yabancılaşmış evleri, yolunu kaybetmiş yolcuları, sevgilileri, boş mekânları ve aynaları tuvaline taşırken duygusal yükü son derece ağır olan bu imgeleri büyük bir biçimsel karmaşıklıkla inşa ediyor. Sergiye adını veren “Every Single Person I Loved” başlığı ise hem kelimesi kelimesine gerçek hem de bütünüyle metaforik bir okumaya kapı açıyor; zira sevilen insanların portrelerini çizmek, Ekmekdjian için onları nostaljik bir şekilde yeniden bir araya getirmek anlamına gelmiyor. Aksine bu eylem, kaybın, ayrılığın ve araya giren mesafelerin anatomisini çıplak bir şekilde masaya yatırıyor.
Sanatçının kendi pratiğine dair yaptığı samimi itiraf, sergi başlığının altında gizlenen o buruk felsefeyi de bütünüyle deşifre ediyor: “Pratiğim giderek daha çok indirgeniyor. Ne istediğimi ve hangi unsurlarla buna ulaşacağımı giderek daha iyi biliyorum. Karanlık taraflarımı daha az geleneksel ve daha az romantik bir resim diliyle aktarmak istiyorum.” Bu sözler, sevdiklerimizin listesini çıkarmanın, aslında onları zamana ve mesafelere kaybettiğimizi kabul etmekle eşdeğer olduğunu hatırlatıyor. Ekmekdjian’ın General Assembly’deki bu sessiz ve derinlemesine içe dönük tuvalleri, şehrin en yoğun, en gürültülü galeri haftasının tam ortasında yükselirken büyüleyici bir tezat yaratıyor; çünkü bu eserleri gerçekten görebilmek ve o sessiz sızıyı duyabilmek için koşturmayı bırakıp, olduğunuz yerde durmanız gerekiyor.






