
Berlin’in Niederkirchnerstraße üzerindeki heybetli yapısı Gropius Bau, çağdaş sanatın büyükannesi Marina Abramović’in en iddialı, en kişisel ve belki de en hayat dolu meydan okumasına ev sahipliği yapıyor. 15 Nisan’da kapılarını açan “Balkan Erotic Epic. The Exhibition”, sanatçının 1990’lardan bu yana Berlin’deki ilk büyük solo sergisi olmasının ötesinde; ölümle burun buruna gelmiş bir bedenin, erotizm ve ritüel üzerinden küllerinden doğuşunu müjdeliyor.
Abramović’in bu sergiye giden yolu, onun meşhur dayanıklılık performanslarının bir parçası gibi. 2023 yılında geçirdiği pulmoner emboli, haftalar süren koma, dokuz kan nakli ve üç operasyonun ardından hayata dönen sanatçı, iyileşir iyileşmez Londra Royal Academy of Arts’ta retrospektif açan ilk kadın sanatçı olarak tarihe geçti. Bugün, 80. yaş gününe aylar kala Berlin’de sunduğu bu sergi, sanatçının deyimiyle kariyerinin en iddialı projesi.
2005 yılından beri Abramović’in zihninde olgunlaşan bu proje, Balkan folklorundaki cinsellik, doğurganlık ve ölüm döngülerini mercek altına alıyor. Sanatçının motivasyonu ise oldukça açık sözlü ve sarsıcı:
“80 yaşıma merdiven dayamışken konuşmak istiyorum. 60’larında cinsel yaşamlarına son veren kadınlara sesleniyorum: Bu yeni keşfimi onlarla paylaşmak istiyorum; hiçbir şey için geç değil. Kim olduğumuzu, bedenimizi ve cinselliğimizi bu deneyimle yeniden keşfetmeliyiz.”
Sergi, Balkan kültüründe cinsel organların tarımsal verimlilik ve iyileşme ritüellerindeki rolünü deşifre ediyor. Fucking the Ground’tan gökyüzüne mahremiyetlerini sergileyerek yağmuru durdurmaya çalışan kadınlara –Scaring the Gods to Stop the Rain- kadar pek çok çarpıcı video yerleştirmesi, cinselliği pornografik bir unsurdan çıkarıp evrensel bir enerji kaynağına dönüştürüyor.
Gropius Bau’nun atriyumunda bizi karşılayan devasa Tito’nun Cenazesi projeksiyonu, serginin temel felsefesini özetliyor: Yas ve Erotizm arasındaki tekinsiz bağ. Abramović, Yugoslavya lideri Tito öldüğünde kadınların gösterdiği o tutkulu, göğüslerini döverek sergiledikleri yası derinden erotik olarak tanımlıyor. Acı ve tutkunun bu şekilde iç içe geçmesi, onun 1997 Venedik Bienali’nde 2000 kemiği fırçalayarak kazandığı Altın Aslan’dan bu yana pratiğinin ana damarı.
Yaşayan Performanslar: Sergi boyunca, Abramović Metodu ile eğitilmiş genç performans sanatçıları, sanatçının ikonik işlerini yeniden canlandırıyor. Özellikle çıplak bir bedenin üzerinde bir iskeletin nefesle canlandığı Nude with Skeleton, yaşam ve ölümün eşzamanlı dansını galerinin ortasına taşıyor.
Mizah ve Hiciv: Serginin karanlık ve ağır temalarına rağmen, Abramović Balkan ruhuna özgü o mübalağalı mizahı ve satirik dili de elden bırakmıyor.
“Balkan Erotic Epic”, sadece bir sergi değil; Ekim ayında Berliner Festspiele’de sahnelenecek olan tiyatro uyarlamasının da habercisi. Abramović, Barselona’daki performansı öncesinde ilan ettiği gibi; “60 yıldır performans sanatı yapıyorum, bu yıl 80 oluyorum: Kimseye hiçbir şey kanıtlamak zorunda değilim.” Bu rahatlık ve dürüstlük, serginin her odasında hissedilen o arınma duygusunun da kaynağı.
📍 Gropius Bau, Berlin
🗓️ 23 Ağustos 2026 tarihine kadar






