Alison Jacques’de Roy Oxlade Rüzgarı

TowerSokakLondra9 saat önce29 Tıklanmalar

Sanat dünyasında sanatçıların sanatçısı olarak anılmak, genellikle hem büyük bir onur hem de tuhaf bir lanettir. Çoğu zaman piyasanın gürültüsünden ziyade atölyenin sessizliğine, trendlerden ziyade resmin kendi içsel dertlerine odaklanan bu isimler, kitleler tarafından hep biraz geç keşfedilir. Britanya resim tarihinin en tutarlı ama nedense hep bir adım geride kalmış dehalarından biri olan Roy Oxlade, tam da bu tanımın kusursuz bir karşılığı. Alison Jacques’ın Londra’daki mekânında açılan ve sanatçının otuz yıllık pratiğini kapsayan bu sarsıcı sergi, hem sanat tarihinin bu unutkanlığını telafi ediyor hem de resmin o en saf, en fiziksel hâliyle bizi yeniden yüzleştiriyor.

1950’lerde Frank Auerbach ve Leon Kossoff gibi isimlerle birlikte o meşhur Londra Okulu’nun bir parçası olarak sahneye çıkan, efsanevi David Bomberg’in öğrencisi olan Oxlade, resmin fiziksel akıbetine kafayı fena hâlde takmış bir isimdi. Galerinin duvarlarında dolaşırken, o devasa tuvallerde ve mütevazı kâğıt işlerinde hep aynı inatçı soruların izini sürüyorsunuz: Boya zemine tam olarak nasıl oturur? Çizgi ne zaman sınır çizer, ne zaman formun içinde erir? Ve belki de en önemlisi, bir figür onca soyutlamanın, onca kaotik fırça darbesinin içinde nasıl nefes alıp hayatta kalır? Oxlade, bu soruları hiçbir zaman kesin ve didaktik bir biçimde yanıtlamıyor; aksine, o tekinsiz belirsizliğin içinde çalışmayı seçiyor.

Açıkçası onun tuvallerindeki asıl sihir, sıradan olanı neredeyse mistik bir boyuta taşıma becerisinde gizli. 57 yıllık eşi, ilham perisi ve kendisi gibi bir sanatçı olan Rose Wylie ile paylaştığı o uzun, sıradan hayat, resimlerinin temel kelime dağarcığını oluşturuyor. Cezzveler, makaslar, limon sıkacakları, mutfak bıçakları, atölye şövaleleri ve elbette Rose’un uzanan, oturan, gündelik beden hâlleri… Oxlade için sanatın yüksek, ulaşılmaz ya da kibirli bir yerde durmasına gerek yok; o, sanatın mütevazı, etik olarak temellenmiş ve gündelik hayata sıkı sıkıya bağlı olması gerektiğine inanıyordu. Sergi kataloğunda Jennifer Higgie’nin de çok zekice altını çizdiği gibi; onun resimlerinde sıradan bir oda aynı anda hem uçsuz bucaksız bir kozmos hem de boğucu bir hapishane hissi verebilir.

Birçoğu daha önce hiç sergilenmemiş eserlerden oluşan bu seçki, sadece 2014 yılında kaybettiğimiz bu ustanın sessiz mirasına bir saygı duruşu değil; aynı zamanda onun adına yayımlanan ilk kapsamlı monografinin de habercisi. Tuvallerdeki o deskilled, kaba ama son derece sezgisel fırça darbelerine baktığınızda, her şeyin hem çok tanıdık hem de nereye ait olduğu belirsiz, yabancı bir auraya sahip olduğunu hissediyorsunuz.

Mayıs ayının ortalarına yaklaşırken, eğer sanatın o şatafatlı prodüksiyonlarından yorulduysanız ve sadece resim yapma eyleminin kendi içindeki o dürüst, fiziksel mücadeleyi görmek istiyorsanız, 30 Mayıs’a kadar Cork Street’teki Alison Jacques’a mutlaka uğrayın. Bu, Britanya resim mirasının yeterince duyulmamış bir dalının nihayet kendi gür sesiyle konuşmaya başlamasıdır.

Roy Oxlade’in kişisel sergisi, 30 Mayıs 2026’ya kadar Londra, Alison Jacques’ta ziyaret edilebilir.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3