
Minör tonlar; “sessiz tınılarda, düşük frekanslarda, usulca bir mırıldanmada ve şiirin sunduğu tesellide hayat bulur.” 61. Venedik Bienali, tam da bu felsefeyle, Mayıs 2025’te aramızdan ani ve sarsıcı bir şekilde ayrılan Koyo Kouoh’un küratöryal vizyonunu yaşatmaya hazırlanıyor. Yüksek sesli, telaşlı ve daima tekinsiz bir dünyada Kouoh’un küratörlük yaklaşımı, bu gürültünün tam ortasında mahrem, sessiz cepler aramış; göz ardı edilen, tanınmayan alanlardaki sanatçılara ışık tutmuştu. Bu yılki bienal, her ne kadar yasın ağır atmosferiyle sarmalanmış olsa da, aynı zamanda Kouoh’un o olağanüstü mirasını onurlandıran görkemli bir saygı duruşu niteliği taşıyor. 9 Mayıs – 22 Kasım 2026 tarihleri arasında kapılarını açacak olan bu uluslararası sanat etkinliği, izleyiciyi sessizliğe, şefkatli anlara odaklanmaya ve küratörün bıraktığı sessiz boşlukta yankılanan fısıltılara kulak vermeye çağırıyor.
Bir Orkestranın Sessiz Uyumu Bir orkestradaki müzisyenler gibi bir araya gelen sanatçılar; sesleri, tınıları ve melodileri ustalıkla birbirine dokuyarak ortak bir kompozisyon yaratıyor. Müzikal terminolojide minör tonlar genellikle kasvetli, hüzünlü ve gizemli bir duyguya işaret eder; ancak Kouoh bu düşünceyi tersyüz ederek bu tonlarda neşenin, tesellinin, umudun ve aşkınlığın da var olabileceğini savunuyor. Bu yıl bienal, sergi boyunca tekrar eden güçlü motiflerle şekilleniyor. Öne çıkan temalar arasında; sanatçılar Issa Samb ve Beverly Buchanan’ın pratiklerinin merkezde olduğu “Tapınaklar”, geçit töreni benzeri ritüel meclisleri, katı bir sinizm karşısında büyülenmeye cesaret etmek, bedensel ve ruhsal dinlenme ile son olarak enerjiyi ve kaynakları toplumsal amaçlara yönlendiren sanatçı odaklı kurum inşası, yani “Okullar” yer alıyor.
Giardini’deki Merkez Pavyon’un hemen girişinde yer alan Sala Chini, sanatçı, şair, oyun yazarı ve Dakar merkezli devrimci kolektif Laboratoire Agit’Art‘ın kurucu ortağı Issa Samb ile arazi sanatında (Land Art) anti-anıtsal stratejiler benimseyerek eserlerini karmaşık tarihi mekânlara yerleştiren Beverly Buchanan’a ayrılmış durumda. Samb, Kouoh için her daim bir akıl hocası ve bitmez tükenmez bir ilham kaynağıydı; öyle ki Kouoh, uluslararası projeleri aracılığıyla onun pratiğine her fırsatta saygı duruşunda bulunmuştu. Buchanan’ı daha geç tanıyan Kouoh, bu iki sanatçı arasında güçlü bir kavramsal akrabalık keşfetti. Her iki isim de sanatı fiziksel nesnelerin sınırlarını aşan, geleneksel koruma ve arşivleme yöntemlerine direnen, üretken ve yaşayan bir güç olarak kurguluyordu.
Dinlenmek ve Harekete Geçmek Arasında Geçit töreni ve Afro-Atlantik toplantıların enerjik koreografisinden ilham alan hareket ile ruhsal dinginlik (dinlenme) hali, Giardini’deki ana sergide birbiriyle uyum içinde çalışan iki zıt kutup olarak düşünce ve sanatsal pratikleri birbirine bağlıyor. Sergi; öğrenmenin, yeniden inşanın ve keşfetme alanlarının önemini vurgularken, ‘Okullar’ teması ekolojik bilince duyulan acil ihtiyacı, “dünyanın ve yaşamın o inatçı sinyallerini dinlemeyi, ruhun frekanslarına bağlanmayı” merkeze alıyor.
Bienal boyunca gerçekleştirilecek performanslar, bedeni iyileşmenin, büyümenin ve hafızanın melodilerini çalan bir enstrüman olarak yeniden konumlandırıyor. Kouoh’un 1999 yılında dokuz Afrikalı şairle Dakar’dan Timbuktu’ya uzanan efsanevi yolculuğu ‘Poetry Caravan’dan ilham alan şairler geçidi de Giardini’de hayat bulacak. Eş zamanlı olarak, Creole bahçesi ve avlu; dinlenmenin, toprakla yeniden bağ kurmanın ve insan dışı yaşam formlarıyla etkileşime girmenin mekânları olarak işlev görecek.
Avlu ve Pavyonlardaki Özel Projeler Bienalin özel projeleri kapsamında Temitayo Ogunbiyi, Uriel Orlow, Fabrice Aragno ve Gala Porras-Kim oyunbazlığı ve etkileşimi araştırıyor. Dış mekânda Ogunbiyi’nin çimler üzerine yerleştirilmiş heykelleri, izleyiciye soluklanma ve düşünme alanı sağlarken; Orlow’un botanik haritaları bienali bitkilerin dili üzerinden yepyeni bir okumaya tabi tutuyor. Aragno, tarihi bir kale yapısında Jean-Luc Godard’ın ikonik eseri ‘İmge Kitabı’nı hareketli imgeden üç boyutlu bir formata taşıyarak yeniden yorumluyor.
Kouoh’un Londra Victoria and Albert Museum (V&A) işbirliğiyle kurguladığı Arsenale’deki Uygulamalı Sanatlar Pavyonu (Applied Arts Pavilion) için seçilen Gala Porras-Kim ise çizimler, heykeller ve videolardan oluşan projesinde, kültürel eserler ile onların tarihini ve bağlamını elinde tutan kurumlar/müzeler arasındaki karmaşık diyaloğu irdeliyor. Proje, küratörlerin ve konservatörlerin arşivlenen nesnelerin işlevini nasıl şekillendirdiğine dair ciddi sorular soruyor.
“Daha Yavaş Bir Vitese Geçmek” Serginin küratöryal omurgasını oluştururken korumanın, muhafaza etmenin ve “fısıltılara, alçak sesle söylenenlere kulak vermenin” önemini vurgulayan Kouoh, Kamerun’da doğup İsviçre’de büyümüş; Venedik Bienali küratörlüğünü üstlenen ilk Afrikalı kadın olma unvanını da taşıyordu. Bu yılki bienale sadece 110 sanatçı davet ederek önceki yıllara kıyasla sayıyı bilinçli olarak çok daha dar tuttu. Asıl odak noktası sayısal bir gösteriş değil; sanat eserinin kalitesi, ona gösterilen özen ve izleyiciyi çok daha yavaş bir vitese geçmeye ikna etmekti.
Kouoh’un kendi deyimiyle bu sergi, hep birlikte bestelenmiş kolektif bir partisyon olarak ayakta duruyor. Şimdi sanatçılar, şeflerini kaybetmiş bir orkestra gibi bir araya gelerek, onun usulca fısıldadığı o “minör tonların” içini dolduruyorlar.
Sergi Bilgileri:
Etkinlik: La Biennale di Venezia (61. Venedik Bienali)
Grup Sergisi: ‘In Minor Keys’ (Minör Tonlarda)
Tarihler: 9 Mayıs – 22 Kasım 2026
Web: labiennale.org
Mekânlar: Giardini della Biennale & Arsenale di Venezia






