
Sporun sadece ter, gözyaşı ve skor tabelasından ibaret olmadığını; ardında devasa insan hikâyeleri, kültürel kırılmalar ve ilham verici mücadeleler barındırdığını kanıtlayan İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali (ISFF), ikinci yılında sinemaseverlerle ve spor tutkunlarıyla buluştu. 26–29 Mart tarihleri arasında şehri dev bir stadyum-sinemaya dönüştüren festival, dillerden düşmeyecek coşkusunu önceki akşam efsanevi mekân Roxy’de düzenlenen harika bir açılış partisiyle başlattı.
Festivalin açılış gecesinde mikrofonu devralan Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, ISFF’nin varoluş amacını son derece net bir vizyonla özetledi. Demirkıran, seçkideki filmlerin sporun yalnızca rekabetçi yönüne değil, güçlü insan hikâyelerine odaklandığını vurgularken, temel hedeflerinin Türkiye’de spor filmlerine yönelik üretimi artırmak ve bu alanda sürdürülebilir bir izleyici kültürü inşa etmek olduğunun altını çizdi.
Bu yılki program, özellikle yerli spor tarihine damga vurmuş isimlerin beyazperdedeki yansımalarıyla dikkat çekiyor. Seçkide yer alan “Fırtına Kız” ve “Arda Turan: Yüzleşme” gibi iddialı yapımların yanı sıra, Türk futbolunun taçsız kralını anlatan “Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi” festivalin en çok beklenenleri arasında zirveyi çekiyor. Fenerbahçe efsanesinin hayatına odaklanan bu özel belgesel, 28 Mart Cumartesi günü saat 16.00’da Kadıköy Sineması’nda izleyiciyle buluşacak.
Ancak ISFF, seyircisini sadece karanlık salonlarda perdeye kilitlemekle yetinmiyor; sporu tartışılan, paylaşılan ve “birlikte yaşanılan” bir kültürel eyleme dönüştürüyor. Söyleşi ve panellerle zenginleşen programda; Burcu Biçer ve Cihat Akbil’in ufuk açıcı sohbeti, Aliz Savrun ve Bağış Erten’in katılımıyla gerçekleşecek olan ezber bozan “Futbolcudan nasıl yazar olur?” etkinliği ve Ayça Aygün’ün moderatörlüğünde derinlere inen “Perde ve Gerçek Arasında Sporcu Psikolojisi” paneli festivalin entelektüel omurgasını oluşturuyor. Üstelik festival komitesi, Türkiye–Romanya milli maçını festivalin o coşkulu atmosferinde hep birlikte izleme deneyimi sunarak sinema ve tribün ruhunu tek bir çatı altında birleştiriyor.
Festivalin uluslararası arenadaki yankısı da oldukça güçlü. Bu yıl 35 farklı ülkeden 100’ün üzerinde başvurunun yapıldığı ISFF’de, zorlu bir ön elemenin ardından 8 kısa film ve 8 belgesel finalist olarak izleyici karşısına çıkıyor. Uruguay ve Litvanya gibi dünyanın farklı uçlarından gelen konukların ağırlanacağı etkinlikte; Kırgızistan’daki kadınların tabuları yıkarak kurduğu futbol takımının öyküsünden, pandemi döneminin getirdiği izolasyonla spora sığınan uluslararası bir müzisyenin yolculuğuna kadar son derece çarpıcı anlatılar yer alıyor.
Sporun o birleştirici ve iyileştirici gücünü beyazperdede hissetmek isteyenler için gösterimler tüm hızıyla Biletinial Torun Center Sinemaları ve AKM Yeşilçam Sineması’nda devam ediyor.






