
Annely Juda Fine Art, üç gün önce kapılarını Nigel Hall’un bizzat küratörlüğünü üstlendiği çok özel bir sergiyle açtı: “My Choice” (Benim Seçimim).
Sanatçının 1978’den bu yana galeriyle gerçekleştirdiği 13. solo sergisi olan bu seçki, 1960’ların ortasından 2026’ya kadar uzanan devasa bir kariyere kişisel bir bakış sunuyor. 25 Nisan’a kadar sürecek olan sergi, heykelin sadece kütleden ibaret olmadığını, asıl meselenin boşluğu çevrelemek olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Nigel Hall’un sanatı her zaman “mekân” ile ilgili olmuştur. Ancak o, bir manzarayı olduğu gibi resmetmek yerine, o mekânda bulunma hissinin yarattığı duyumsamaları soyut formlara dönüştürür. Sanatçı, doğadaki matematiği şu sözlerle özetler:
“Çalışmalarım her zaman yer ile ilgili oldu… Geometrinin manzara içinde nasıl ayırt edilebildiği beni her zaman büyülemiştir.”
Hall’un eserlerinde matematiksel formlar, özellikle elipsler ve eğriler, doğanın rasyonel birer yansımasıdır. Örneğin, elipsin odak noktaları arasındaki mesafe ve formun simetrisi, onun için sadece bir şekil değil, durağanlık ve hareket arasındaki dengedir.
Hall için desenler, heykelleri kadar hayati bir öneme sahip. Kömür ve renkli kalemlerle oluşturduğu çizimlerinde, imge yavaşça ortaya çıkar. Kağıdın üzerindeki hafif kömür tozları ve silik çizgiler, sürecin belleği olarak orada bırakılır.
Heykellerinde ise “doluluk” kadar “boşluk” da bir tasarım elemanıdır. Çelik, alüminyum veya huş kontraplakla inşa ettiği yapılar, aslında içlerinde barındırdıkları havayı ve mekânı görünür kılmak için vardır. İzleyici heykelin etrafında döndükçe, formun perspektifiyle birlikte hacim algısı da sürekli değişir.
Sergi, Hall’un 2025 yapımı parlak sarı boyalı alüminyum heykeli “Concavities” ve 2026 yapımı, iki metre yüksekliğindeki Corten çeliği “String Section II” ile zirveye ulaşıyor. Bu eserler, sanatçının seksenli yaşlarında bile formun matematiği ve enerjisi üzerindeki ustalığını koruduğunu gösteriyor.
Mekân: Annely Juda Fine Art, 16 Hanover Square, Londra.
Tarih: 12 Mart – 25 Nisan 2026.
Nigel Hall’un Tate, MoMA ve British Museum gibi dünyanın en prestijli koleksiyonlarında yer alan eserlerini bir arada görmek, modern heykelin evrimine tanıklık etmek demek.






