Ölümün ve Yasın Zamansız Coğrafyası: “Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor”

KiremitGenel2 saat önce3 Tıklanmalar

Sayfalarını açtığınızda sizi hem üşütecek hem de garip bir şekilde şifalandıracak, ödüllü ve sıra dışı bir metne konuk oluyoruz. Metis Yayınları etiketiyle 2025’in başlarında raflarda yerini alan, Anne de Marcken’in kaleme aldığı ve Nesrin Demiryontan’ın duyarlı çevirisiyle Türkçeye kazandırılan “Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor”, edebiyatın son yıllardaki en özgün “yas” anlatılarından biri.

2024 Ursula K. Le Guin Kurgu Ödülü‘ne layık görülen bu roman, bize yaşamla ölümün, hatırlamayla unutmanın birbirine karıştığı o puslu arafı anlatıyor.

Eksilerek Var Olmak: Bir Uzvun Kaybından Daha Fazlası

Romanın girişi, okuru daha ilk cümleden sarsıyor: “Bugün sol kolumu kaybettim. Omzumdan kopuverdi.” Ancak bu sadece fiziksel bir “zombi” hikâyesi ya da bir kıyamet senaryosu değil. Anne de Marcken, fiziksel eksilmeyi ruhsal bir çöküşün, yani derin bir kederin metaforu olarak kullanıyor. Adını bilmediğimiz kahramanımız, sevdiği kişiyi kaybetmenin acısını, bedeninin parçalar halinde dökülmesiyle eşzamanlı yaşıyor.

  • Arafın Dili: Roman, kaybın ardından girilen o dilsiz ve zamansız alanı, deneysel ve hüzünlü bir dille kurguluyor.

  • Fosilleşmiş Acı: Yazarın ifadesiyle, her şey bittiğinde bizden geriye kalacak olan o “atomaltı bir böceğin yumurtası” kadar küçük ama dayanıklı acı çekirdeği…

  • Janice’ler ve Mitchem: Kahramanımızın bu tuhaf yolculuğunda ona eşlik eden karakterler, “yeni varoluşu kucaklamak” ile “eskiyi özlemek” arasındaki o amansız çatışmayı simgeliyor.

Ambiyans: Bu Kitabı Okurken Sahneyi Hazırlayın

Bu kitabı okumak, boş bir kumsalda, kumların ve rüzgârın sesinden başka hiçbir şeyin kalmadığı bir dünyada tek başına yürümek gibidir. Bu atmosferi derinleştirmek için:

Müzik: Arka planda William Basinski’nin The Disintegration Loops serisini ya da Grouper’ın o puslu, uzaklardan gelen vokallerini açın. Seslerin yavaş yavaş bozulması, romandaki “eksiltme yoluyla ıslah” temasıyla harika bir uyum yakalayacaktır.

Hava: Mümkünse gri bir gökyüzü altında, pencere kenarında, hatta belki hafif bir rüzgârın teninize değdiği bir yerde okuyun.

Işık: Doğal, solgun bir ışık. Kitabın o “ara dünya” hissiyatını bozacak parlaklıklardan kaçının.

Dünyanın sonu aynen hatırladığın gibi görünüyor. Kıyameti gözünde canlandırmaya çalışma. Her şey aynı.

Anne de Marcken, katlanılmaz olanın ötesine geçmeye çalışan bir ruhun anatomisini çıkarıyor. Şule Tüzül’ün de belirttiği gibi, bu eser bir “ölmeden ölme hali”nin haritası. Eğer siz de;

  • Ursula K. Le Guin tarzı felsefi kurguları seviyorsanız,

  • Yasın ve kederin edebi bir dille nasıl “deneyimlenebileceğini” merak ediyorsanız,

  • Kısa ama etkisi aylarca sürecek sarsıcı bir anlatı arıyorsanız,

“Sonsuza Dek Sürüyor, Derken Bitiyor”, sizin için 2026 kışının en unutulmaz keşfi olmaya aday.

Keyifli ve derinlikli okumalar dilerim!

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3