
Bu gün masamızda yayımlandığı andan itibaren Time, Guardian ve The New York Times gibi devlerin “Yılın En İyi Kitabı” listelerinden inmeyen, Pulitzer ödüllü Elizabeth Strout’un kaleme aldığı bir modern klasik var: “Benim Adım Lucy Barton”.
Domingo Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan bu eser, bize bir hastane odasının steril beyazlığında, dışarıdaki Manhattan ışıklarının pırıltısıyla tezat oluşturan, oldukça “insani” ve bir o kadar da sarsıcı bir hikâye anlatıyor.
Lucy Barton, New York’ta bir hastane odasında yatmaktadır. Dışarıda Chrysler Binası tüm görkemiyle parlamaktadır ancak Lucy’nin odasında bambaşka bir atmosfer vardır: Uzun yıllardır görmediği annesi, aniden ziyaretine gelmiştir.
İki kadın, beş gün ve beş gece boyunca aralıksız konuşur. Ancak bu, bir “hasret giderme” sohbetinden çok daha fazlasıdır.
Strout, bu iki kadının paylaştıkları üzerinden; anneler ve kızları arasındaki o çözülemeyen düğümleri, sınıf ayrımının ruhlarda bıraktığı derin izleri ve yalnızlığın farklı tonlarını ustalıkla işliyor.
Lucy Barton’un dünyasına girmek, sessiz ama derin bir nehirde yüzmek gibidir. Bu deneyimi tam anlamıyla hissetmek için size küçük bir “Manhattan Gecesi” atmosferi önerim var:
Müzik: Arka planda Nils Frahm’ın Says parçası veya Max Richter’ın o hüzünlü piyano tınıları yankılansın. Şehrin uzak gürültüsünü andıran bu minimalist sesler, Lucy’nin iç dünyasıyla harika bir uyum yakalayacaktır.
Işık: Sadece okuma koltuğunuzu aydınlatan loş, sarı bir ışık. Odanın geri kalanı, Lucy’nin geçmişi gibi gölgede kalsın.
Hava: Pencerenizi hafifçe aralayın; içeri giren o hafif serinlik, bir hastane odasının ferah ama mesafeli havasını hatırlatsın.
❝ Lucy Barton artık edebiyatın ölümsüz karakterlerinden. — BOOKER JÜRİSİ ❞
Elizabeth Strout, bir şiir yoğunluğundaki bu anlatısıyla, aile dediğimiz o karmaşık yapının şefkatle değil, bazen bilgelik ve keskin bir sezgiyle örüldüğünü kanıtlıyor. Eğer;
İnsan ilişkilerinin inceliklerini keşfetmeyi seviyorsanız,
“Sıradan” bir hayatın ardındaki “olağanüstü” derinlik ilginizi çekiyorsa,
Sanatın ve anlatmanın iyileştirici gücüne inanıyorsanız,
“Benim Adım Lucy Barton”, kütüphanenizin en nadide parçalarından biri olacak.
Keyifli ve derin okumalar dilerim!






