
Mayfair’in hareketli sokaklarından Princes Street’e saptığınızda, kağıdın sadece bir yüzey değil, başlı başına üç boyutlu bir hafıza ve sistem aracı olduğu büyüleyici bir diyaloğa davetlisiniz. Dirimart Londra, kapılarını Seçkin Pirim ve Jorinde Voigt’un ortak sergisi “Fractures & Rhythm” (Kırılmalar ve Ritm) ile açıyor.
Her ikisi de 1977 doğumlu olan bu iki sanatçı, cut-out pratiğini merkeze alarak kişisel deneyimleri karmaşık görsel sistemlere dönüştürüyor. Sergi, düzen ile bozulma, manuel işçilik ile dijital kusursuzluk arasındaki o hassas dengede insan özgünlüğünün nasıl hayatta kaldığını sorguluyor.
Ankaralı sanatçı Seçkin Pirim, kağıdı bir heykeltıraş titizliğiyle işliyor. Pirim’in eserlerine uzaktan baktığınızda, onları yekpare bir ahşap kütlesinden dijital hassasiyetle oyulmuş sanabilirsiniz; ancak bu formlar aslında yoğun emek içeren kağıt katmanlarının üst üste binmesiyle oluşuyor.
Grey Columns & Thorn Garden (2024): Sanatçının antik şehirleri ve mimari sütunları bir ifade biçimi olarak incelediği bu seriler, simetrinin bilinçli müdahalelerle nasıl kırıldığını gösteriyor.
Perspective (2025): Dijital parazitlerin ve müdahalelerin fiziksel dünyaya sızmasını temsil eden bu eser, günümüzün teknolojik kuşatılmışlığına bir gönderme niteliğinde.
Alman sanatçı Jorinde Voigt ise kağıdı, insan algısının altındaki doğal akışları kaydetmek için kullanıyor. Gerçeklik, bilgi ve güzelliğin nasıl oluştuğunu sorgulayan Voigt, doğayı ve insan zihnini sürece dayalı serilerle harmanlıyor.
Rhythm Serisi (2022): Pandemi döneminde gelişen bu seri, hareketin heykelvari kayıtlarından oluşuyor. Dilimlenmiş ve katmanlanmış renkli kağıtlar, çiçeklerin açışını veya manzaraların ritmini çağrıştırıyor.
The Sum of All Best Practices (2021–22): Berlin parklarından toplanan tekil yaprakların üç boyutlu bir sisteme dönüştürülmesi, basit bir objenin karmaşık bir bütün içindeki sonsuz rollerine işaret ediyor.
“Pirim ve Voigt arasındaki diyalog, kaostan harmoniye giden yolda iki farklı sanatçının nasıl tutarlı bir bütünlük arayışında birleştiğini kanıtlıyor.”
Bu sergi, Londra’nın yoğun temposunda durup katmanların arasına bakmak isteyenler için eşsiz bir dinginlik noktası sunuyor. Kağıdın kırılganlığında saklı olan o devasa ritmi keşfetmek için Şubat sonuna kadar vaktiniz var.






